özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.2.11

KUTLU DOĞUM VE MEVLİD KANDİLİ



Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Her şey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar bir şey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler. (1)

Bir Yahudi ileri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,

"Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.

"Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.

Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!

"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular" haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:

"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.

Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.

Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler.

Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.

Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.

Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrail oğullarından peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi. (2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Amine'nin yanında bulunan Osman ibn As'in annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük." (4)

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakın

Çok alâmetler belirdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki, Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu. (5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun baş aşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen Mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır. (6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.

Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden bîatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

(1) - İbni Sa'd. Tabakat, 1; 60.
(2) - A.g.e., 1:162-163
(3) - Taberî Tarihi, 2:125; İbni Sa'd. Tabakat. 1:102.
(4) - A.g.e., 2:126
(5) - İbni Sa'd. Tabakat, 1:102.
(6) - Bediüzzaman Said Nursî. Mektubat, s. 161-162


Kandiller nasıl değerlendirilmelidir?

Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var:

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili özel bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet–i Kur'ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir... Mübarek gecelerde kılınan bazı hususi namazlar sünnette mevcut değildir; muteber bir rivayete de istinad etmezler. Bu, “O gecelerde namaz kılmak mekruhtur” anlamına gelmez. Teheccüd ve nafile namazları teşvik eden rivayetler çoktur. Bunların mübarek gecelerde yapılması elbette daha faziletlidir.” (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/289).

Kandil gecelerine ait olduğu kaydedilen namazları da ayrıca kılmakta ise bir sakınca yoktur; sevaptan hâli değildir

---

En Sevgiliye!
Ey nuru alemlere gark olmuş Efendim. Ey rahmet peygamberi, Ey doğduğunda bile ümmeti diye ağlayan Efendi (SAV). Ne güzel bir nebisin Yaresulallah. Rabbimin Habibim diye hitap ettiği, Mübarek Adını, Adının yanına yakıştırdığı Sevgili...
Ne kadar biliyoruz ki Seni? Ne kadar biliyoruz kıymetini? Hani birgün sahabe Efendilerimize: "Beni görmeden bana iman etmiş kardeşlerimi görmeyi çok isterdim" buyurmuşsunuz. Onlarda: "Biz Senin kardeşlerin değil miyiz" dediklerinde. "Sizler benim arkadaşlarımsınız, Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır." buyurmuşsunuz. 
Bizler Seni görmeden Sevdik Efendim. Senin o güzel sesine hasret, o güzel gül yüzüne hasret, o güzel gül kokuna hasretiz... Bu ümmet Sana hasret Efendim. Bizlerde Seni görmeyi ne kadar isterdik bir bilsen. Canım, cananım, gül kokulum. Biricik Sevgilim. En Sevgilim. 
Bizler geceleri namaz kılmaktan ayakları şişen bir peygamberin, gündüzleri uyumaktan gözleri şişen ümmetiyiz! Namazlarını kaçırmayan bir neslin, dizilerini kaçırmayan torunlarıyız biz! Senin sözünden çıkmayan arkadaşların gibi olamadık biz. Onların o güzel aşklarının ne kadarı içimizde hani? Affet bizi ey Nebi!
Mısırdan Kuran ziyafetine katılan bir imam, kuran okumaya başlayınca tüm camidekiler ağlamaya başlamış. O da neden ağlıyorlar diye sormuş. Duygulandıklarını öğrenince de çok şaşırmış. Ben miras ayetlerini okuyordum demiş. Biz şekle, şemale takılı kalmış bir ümmetiz Efendim. Neden geçmiyor şu Kur'an kursaklarımızdan? Ezan okunduğunda neden titremiyor bu ten? Adın geçilince ne kadar yanıyor bu yürek? Senin o güzel sünnetlerinin ne kadarını yaşıyoruz biz? 
Hz. Ömer Efendimizin giydiği kıyafette 30 tane yama dururken, onlar öylesine israftan kaçınırken, sizler o zamanda yiyecek doğru dürüst birşey bulamazken, bizler bugün ne yapıyoruz? Bir giydiğimizi bir daha giymiyor, her çıkan modanın peşinden koşuyor, kurudu diye ekmekleri çöplere atıyoruz. Kimiz Allah aşkına biz? Bu durumda kardeşin sayar mısın bizi Efendim? 
Sen En sevilen kulsun Efendim. Sen alemlere rahmet olarak gönderilmiş peygambersin Efendim. Hasırın üstünde geçirmişsin mübarek ömrünü. Bugün bizlere gelsen, sıcacık döşeklerimizde yatıyor bulursun bizi. Güzel halıların üstünde görürsün bizi. Bunca rahatlığın içinde ne kadar ibadet ettiğimizi hiç sorma Efendim... 
Bir gün benim nam-ı celilim güneşin doğup battığı her yere ulaşacak buyuruyorsun. Bir söz versek kendimize. Bu günü  hayatımızın dönüm noktası belirlesek. Silkelensek şöyle. Rabbimize tövbe etsek. Senin nam-ı celilini yaymayı hedef edinsek kendimize. Kur'an ışığımız, Sen önderimiz, sünnetin pusulamız olsun. Bizi ziyarete geldiğinde sıcak döşeklerimizde yatarken değil, secdede aşk-ı ilahi için Senin için göz yaşı dökerken bul. Bu defa bu gözler Senin için ağlamaktan şişsin. 
Bizleri affet Efendim. İnş. Sana layık bir ümmet olmayı başarırız bir gün! 

*** Bir keresinde kutlu doğum programına katıldığımızda "Sevdim Seni Mabuduma" ilahisini dinlemiştik. İlahiyi okuyan arkadaşımız bir gece öncesi Efendimizi (SAV) rüyasında görmüş. Efendimiz (SAV) :  "bana sevdim Seni Mabuduma ilahisini söyler misin ben onu çok seviyorum buyurmuşlar." Arkadaşımızda rüyasında o ilahiyi söylemiş. Bende çok severim. Hepinize Gül kokulu kandiller diliyorum. Kandiliniz mübarek olsun. Efendimize layık bir ümmet olmak ümidiyle. Rabbim hepimizden razı olsun inşallah. 
Sevdim Seni Mabuduma


Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim

Bir ben değil alem sana hayran diye sevdim

Evlad-ı iyalden geçerek ben ravzana geldim
Ahlakını methetmede Kur'an diye sevdim

Kurbanın olam şahı resul, kovma kapından
Didarına müştak olan yezdan diye sevdim

Mahşerde nebiler bile senden medet ister
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim...


İlahiyi dinlemek için tıklayınız.

3.1.11

Yeni Yılın İlk Postu :) ve Geçen yılın son postunun devamı :)))

BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ :)))

Herkese Merhaba! Yeni yılın ilk yazısı inşallah hayırlı olur ve herkesin yeni yılı inşallah hayırlara vesile olur. Mevlam afiyetli bir yıla merhaba demiş olmamızı nasip etsin inşallah...

31 Aralık günü Hatice Büşra ağlayarak uyandı ve durmadan ağlayınca dayanamadım artık doktorumuzu aradım. Acil durum olduğu için sağolsun bizide araya aldı. Burun akıntımıza, öksürüğümüze, ishalimize birde ateş eklenince  yavrum iyice huzursuz oldu. Soğuk algınlığına ve azı dişlerinin zorlamasına yormuştuk hep bu durumu. Çünkü kafasıda sürekli sıcaktı. Hep idrarını takip ederim. Az mı yoksa normal mi gidiyor diye. Azalma olduğunu farketmiştim. Keşke o zaman gitseymişim! Bu yüzden hala vicdan azabı çekiyorum. Anne yüreği hissediyor değil mi anneler? Kimseyi dinlememek lazım bu durumda...

Öğlen 12' de evden çıktık idrar ve kaka tahlilini kızım vermek istemeyince (hastaneyi ayağa kaldırdık ve durmadan ağladık) kan tahlili yaptırıp geri döndük. . Eve geldiğimizde saat 16:30 gibiydi ve o da ne! Kuzu kakasını evde yaptı apar topar dedemiz hastaneye yetiştirmek üzere gitti. İdrarı ise gece 20:30 gibi babasıyla götürdük. Doktorun yanına sonuçlarla vardığımızda saat 21:00 'ı geçiyordu artık. Beni görünce tabii çok şaşırdı sen hala burada mısın? dedi. :) Kanımızda ve kakamızda birşey çıkmamıştı Allah a şükür fakat ciddi idrar enfeksiyonumuz varmış. :(

Sonuç olarak eve ateş düşürücü, ishal kesici, antibiyotik ve balgam söktürücüyle geldik:( Her ne kadar bitkisel şeylerden yana olsam da bu konu üzerinde araştırıyorum. Sizin bu gibi durumlarda uyguladığınız birşeyler varsa paylaşırsanız sevinirim. 2 gün ateş sürdü. Kaka durumumuzun ancak rengi normale döndü. Çok şükür öksürüğümüz kesildi. Elhamdülillah Rabbime. Bunlar Allah ın izniyle geçecek olan durumlar. Mevlam geçmeyen hastalık vermesin ve özellikle hastane köşelerinde yavrusuna şifa arayan annelerimize sabırlar versin yavrularına şifalar versin Rabbim ve dahi tüm şifa bekleyenlere...

Bugünde baktım kıl kurdu döküyor:( Allkah' ım çok şaşırdım. 1 tane gördüm. Doktorumuzu aradım tahlil istedi apar topar aldım numuneyle birlikte hastaneye gittim ve kıl kurdu döküyormuş yavrum. Her insanın bağırsaklarında kıl kurdu zaten mevcutmuş ve ishalle beraber bunlar vücuttan dökülebilinirmiş. Aynı zamanda yumurtasını her yere bırakan bir varlıkmış o yüzden bebeğinizin altını değiştirirken ellerimizi iyice yıkamak gerekli ve değiştirdikten sonra da! Ayrıca salata malzemelerinden de bulaşabilirmiş. O yüzden bol sirkeli suda 15-30 dk. bekletmek gerek malzemelerimizi...  Yumurtasını hemen bıraktığı için tırnak arasında kalmışsa bizde başka bir yere dokunmuşsak çocuğumuzda aynı yere dokunmuşsa bu durum kaçınılmazmış...Çok çabuk bulaşan birşey olduğundan ötürüde tüm ev halkı bireyleriyle birlikte ilaç kullanacakmışız! ve herkes aynı anda başlayacak:) İç çamaşırlar yüksek ısıda ve mümkünse kaynatılacak kullanmadan öncede mutlaka ütülenecekmiş.

Biraz uzun yazdım fakat paylaşmak istedim.... Belki karşılıklı bilgi alış-verişimiz olur diye:) Kaç gündür uykusuz geceler artık yerini giderek uykuya bırakıyor çok şükür :)

Yeni yıla hastalıklarla merhaba dedik. Kızımda bende...Benzer durumlardan muzdaribiz. Allah ım şifa versin....Amin...

****

Eveeeeeet... Bir önceki postumda kalan ayrıntıları sonra yayınlayacağım demiştim. Hazır uyku tutmamışken ve fırsat bulmuşken paylaşmak istedim. Hemde minik meleğime hatıra olmuş olacak :)

Doğum günümüzde  küçük gelin olmuştu hanımefendi. Aşağıdaki Güzel duvağımızı eşimin teyzesinin kızı yaptı. Kendisine çok teşekkür ederim. İlerleyen zamanlarda bu tarz şeyleride paylaşmak istiyorum. Fikir açısından.




Askılı gelinliğimizin içine beyaz dar body giymiştik onu çekmeyi unutmuşum:)









Bunlarda miniğime aldığım ilk "ilk adım ayakkabısı" ve tam totomuzun arkasına gelen fiyonklu çorabımız:)






Kına kıyafetimiz bizim değil. Onuda teyze kızımız kiraladı sağolsun :) Ne kadar elimizde olması güzel bir hatıra olsada israf olacaktı...



Buda içimize giydiğimiz kıyafetimiz :)








Tabii şapkamızda vardı örtümüzle birlikte. Onuda şapkamızın arkasından tutturduk çok tatlı oldu miniğim:)












Bu da benim fikrimdi. Hep dağıtılan kınalar oraya buraya atılır. Bende dolap süsü olmasını (atılmaması için) ve bu gecenin hatırasına misafirlerimize dağıtmak istedim. Taaa benim kınamdan kalan süsler vardı. Teyze kızımız içindeki kınaları alarak aşağıdaki gibi dolap süsü yaptı. Ellerine sağlık gerçekten çok beğendim. Üzerinede kına tarihimizi yazdık.









Kınamdan kalan kına tepsim vardı fakat anneannemiz gelirken unutmuş sağolsun kınayla birlikte hemde:))   (alışveriş esnasında biryerlerde unuttuğu poşetini atlıyorum:) Anneannemizde kızım için tekrar almış ve kınamdan kalan küçük kına poşetlerini boşalttık kınayıda öyle hallettik:))









Dilerim yüce Mevlam hayırlı, iffetli, sağlıklı, sıhhatli, saliha kullarından eylesin yavru(larımızı)mu. Hayırlı uzun ömürlerin olsun annecim. Hayatında hep güzel şeyler yap, Rabbimize layık kul, Efendimize (SAV) layık ümmet olasın inşallah. Yarın huzur-u Mahşerde de alnımızı öyle açık ve parlatan evlatlardan olmanı niyaz ediyorum Rabbimden. Bunu tüm gönlümle tüm hücrelerimle dileniyorum. Kendi hesabımızı zor vereceğimiz hatta belkide veremeyeceğimiz bir günde evlattan da hesaba çekilmek insanı ürpertiyor. -Hepimiz nefis taşıyoruz nihayetinde...- Güzeller güzeli Rabbim inşallah yavru(larımı)mu iyi bir birey olarak yetiştirmemi nasip etsin. Hepimize hayırlı uzun ömürler nasip etsin ve inş. meleğimin gerçek gelinliklerini, kınalıklarını da görmek nasip olsun :) Kocaman bir hayal gibi bu son yazdığım:)


Bu kadar ağrıya rağmen Allah öyle bir güç nasip etti ki o gün ve de yardımcılar! :) yaklaşık 50 kişilik misafirlerimizi gönlümüzce ağırlamış olduk. Çok şükür Rabbime bu halimle altından kalkmayı nasip etti. Tabii güzel hanımellerin altın dokunuşlarıyla:)

Selametle... Mutlu, bol bereketli bir hafta dilerim....

28.12.10

Beklenen Doğum Günü Partimiz ve Kınamız :)



Herkese Merhaba! :)

Uzun yorucu hazırlıkların ardından nihayet doğum günümüz gönlümüzce oldu. Belki 2. gebeliğim sıkıntılı ilerlemese sorun olmayacak ama napalım Allah'ın takdiri... İnsan yavrusu içinde seve seve yapıyor herşeyi. Çarşamba günü temizlik oldu. Haliyle temizliğe yardım etmek durumunda kaldım ve akşamına yorgan döşek yattım. perşembe günü arkadaşlarım geldi. Cuma günü kayınvalidemle sarma yaptık ve akşamına eksiklerimizi almak üzere alışverişe gittik. Cumartesi günüde hanımellerin yardımlarıyla hazırlıklarımız tamamlandı. Allahöyle bir yardım etti ki Anneannemiz hasta, babaannemizde farklı hazırlıklar içindeydi. Yengelerimden biri dua saatini yanlış anlamış erkenden bana çıktı geldi. Allah razı olsun gerçekten. O olmasaydı temizlikleri yetiştiremeyecektim. Salataı yapmam gerek zaman daraldı derken eşim iş yerinden arkadaşımıda beraberinde getirmiş ve sağolsun onunda yardım eli değdi. Misafirler geldikçe gelenlerde verilen siparişleri getirdikçe açık büfemizde aşağıdaki gibi şekillenmiş oldu :)


Menümüzde:

*doğum günü pastamız
*havuçlu kereviz salatası
*zeytinyağlı yaprak sarma
*mercimek köftesi
*Bol cevizli lokum
*patatesli mayalı poğaça
*kıymalı poğaça
*ıspanaklı çarşaf böreği
*elmalı kurabiye
*tuzlu pastane kurabiyesi
*Taze böğürtlenli yumuşacık kek
*Cevizli ıslak kek
*Tavuk göğsü




Soldaki mayalı poğaçalar halamdan



























Mercimek köftesi kuzenim Mehtap'tan
Cevizli lokumlar anneannemizden




Yumuşacık tam pastanedekiler gibi cevizli kurabiyeler Kuzenim Elif'ten








Cevizli ıslak kek kuzenim Saide'den

Hatta ıslak kek görünümlü browni de diyebiliriz. Enfesti!

Çekmeyi unuttuğum portakal kabuğu rendeli cevizli ve fındıklı tavuk göğsüde kuzenimdendi. portakal kabuğu çok yakışmış.



Tuzlu kurabiyeler pastanedekilerden daha da güzeldi. ağızda dağılan kıyır kıyır olan bu güzel kurabiyeleride kuzenim Elif yaptı. 


Yanındaki ise ince hamuruyla soğanlı kıymalı poğaça. Bu güzel yemeye doyulmayan poğaçalarıda Vasviye yengem yaptı
                             


Ispanaklı çarşaf böreğimiz babaannemizden





Yaprak sarmaları dediğim gibi kayınvalideyle birlikte yaptık. Ertesi günde anneannemiz pişirdi :)




Yumuşacık böğürtlenli kekimizde babaannemizden. Böğürtlenleri yazdan toplayıp buzlukta pastalar için bekletiyoruz.


Kereviz salatasını hiç sormayın:) Arkadaşım kerevizleri soydu ben rondodan geçirip pişirdim. Arkadaşım havuçları soyup rondodan geçirip pişirdi. Anneannemiz sarımsaklı yoğurdunu hazırladı. Ben deniz karıştırıp süsledim. Tadıda herkesin eli değdiği için sanırım çok güzel oldu:)



Yasin-i şerifler okunurken çaylarda demlendi bir taraftan. Hatice Büşra hanım duvağıyla uğraştı durdu benim küçük gelinim:) Dualar edildi. Kaftanımızı giydik ve küçük hanımın göz yaşlarıyla karışan ilahilerle kınamızı yaktık :) Hanımefendi eline yakılan kınayı yemeye çalışınca birde elini sarmamıza müsade etmediği için hemen yıkamak durumunda kaldık:( İkramlar yapılırken bir taraftan hediyeler verildi. Herkes dağılıyordu ki gidenler geri geldi. Çünkü şaşkın ve telaşlı anne pastayı kesmeyi unutmuştu! Gider ayak herkese dağıtıldı ve misafirlerde ağızları tatlanmış olarak yanımızdan ayrıldı. Hediyelerimizide herkes dağılmadan önce açtık en keyifli kısmıda oydu herhalde :D

Diğer ayrıntıları sonra yayınlarım. Yorgunluktan ölüyorum! Bu arada tarifler sırasıyla yakında:)

Hoşçakalın

15.12.10

Hatice Büşra 1 yaşında!

Benim birtanecik mis kokulu Meleğim; Rabbimin bana en güzel armağanı... Cennet meyvem. Nimetlerin en güzeli... Her bir hücresinde, her dokusunda Rabbimin nakış nakış işlediği nizama koyup, dünyaya gönderdiği, benide buna vesile eden Rabbime şükürler olsun! O'na hamd-ü Senalar olsun. Hala dün gibi herşey. Taa evlenmeden evvel hayallerini kurmuştum senin. Renkli gözlü çocuklara hayran olurdum hep. Yumuk yumuk olan bebekleri çok severdim. Acaba benim meleğim nasıl olur derdim. Bir gün aldım haberini. Babanla senin üzerine her gün hayal kurduk... Seni beklemek çok zordu kelebeğim. Doğum bekleyişine girmiştim artık... Günler geçmek bilmedi. Sancılar arttı, korkular arttı... Gözyaşları çok kere aktı... Sonra 14 Aralık sabahı seni kucaklamak üzere çıktık evden. Canım yavrum benim. Güzel meleğim...Annem... Nasılda merak ediyordum yüzünü, gözünü, burnunu, elini, ayağını, güzel kokunu... Ben, baban, teyzen, anneannen, babaannen, deden hepsi merakla bekliyordu seni görmeyi... Sonra seni getirdiler ben ayarken... Sapsarı, kırmızımtrak bir melek geldi. çıplaktı hemde anneannene vermişler seni. giydirin demişler. Birde karnı çok aç çocuğunuzun demişler... Canım kuzum. Seni kucaklamak, emzirmek ne güzeldi. kokunu duymak.... Dünyama güneş gibi doğdun sen...Bize bir yıl boyunca yaşattığın herşey için teşekkür ederim meleğim. İyki varsın, iyki doğdun. iyki benim kızımsın. Altın topum. Hayatımın gökkuşağı...gönlümün gülü, birtanecik evladım. İlk göz ağrım... Uykusuz gecelerim, çektiğim tüm sıkıntılar, emzirdiğim süt sana helal olsun yavrum... Rabbimden Sana sağlıklı, sıhhatli, hayırlı, mutlu bir ömür diliyorum kelebeğim. Ömürlerin en güzelini yaşarsın inşallah maneviyatın bol, imanın güçlü olsun annem. İnşallah daha nice güzel yıllarımızın olmasını Rabbimden diliyorum ve ona şükrediyorum. Güzel Allah'ım olmayan kardeşlerimede nasip etsin tüm bu güzellikleri... "ANNEN" NOT: fotoğrafta her ne kadar 3 mum olsada Hatice Büşra hanımı sevindirmek içindi. Tabii kendisi ne kadar anladı bilinmez ama annesi ve kardeşinin canı frambuazlı pasta istediği için bu isteğimizi bastırmayı başarabildik:) Anneannemize pasta ve kurabiyelerimizi alıp sürpriz yaptık. Tabii bu pasta bahanemizdi asıl kutlama yakında sürprizlerle geliyor bilginize :)

5.5.09

Bir acı haber ve bir paylaşım...

Herkese Merhaba! Mutlu, hayırlı en önemliside sağlıklı bir gün hatta günler geçirmenizi dilerim... Aslında tarifte eklemek istiyordum fakat sabah aldığım bir haberle adeta sarsıldım. Malesef çok sevdiğim bir arkadaşımın amcası intihar etmiş. Çamaşır ipiyle kendini evin balkonuna herkese karşı asmış... Çok ama çok üzücü ahiret açısından daha da üzücü kahredici bir tablo. Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah cümlesine yardım etsin. Oğlunun bankadan ve tefecilerden aldığı borçlar yüzünden eve haciz geliyor vs vs.. tamamen bunalıma sürüklenmiş. Allah'ım ne diyebilirim ki...İnanın şoktayım. İnsan bu devirde imanına öyle bir sarılmalı ki dört elle... Böyle başına musibetler gelince tutunacağı tek bir yer var. Gideceği tek bir kapı, karşılıksız el açabileceği tek bir yer var. Rabbim borç batağına saplanmış ve Ye'se düşmüş herkese bunu idrak etmeyi nasip etsin inş. Bu dünya nedir ki? Bir ağacın altında akşam vakti gölgelenmek kadar kısa bir zaman dilimi değil midir? Eskiye nazaran günler haftalar hatta geriye dönüp baktığınızda yıllar koşmuyor mu? Öyleyse neden boşa zaman harcıyoruz? Niçin? Neden? Anne-babaların üstünde o kadar yük var ki aslında. O çocuğa dini eğitimi nakış misali işlemeliler. İleride böyle tablolar görmemek için işlemeliler. Kur'an aynı Kur'an. İçindekiler Efendimizin (SAV) zamanından taaa bu yana kadar hiç değişmemiş. Bir harf değişmeden gelmiş. Gerçekten üzerimize çöken bu rehavetten dolayı şöyle bir silkelemek lazım kendimizi. Ne oluyor bize? Nereye gidiyoruz? Ne için yaşıyoruz? Neyin mücadelesini veriyoruz? Her günümüz dünden iyi mi? Yoksa kötü mü? Her yılın bir sonraki yıldan kötü mü? Bazı insanlar sokaklara düşüyor elinde tava tenceyle.. Yok diyorlar yok... İnsanları daha da Ye'se düşürüyorlar. Yok olanı veren kim? Ahir zamandayım bire müslüman. Ahir zamanın kıyamet alametlerinden biride "her yeri bir duman kaplayacak. Bu dumandan kafirler çok etkilenip hasta olacaklar, müminler ise bir nezle kadar hafif atlatacaklar." Dumandan kasıt "kriz" olarak yorumlanmış alimler tarafından. Koskoca Amerika sarsıldı Krizden. Krizin asıl başlangıç yeri orasıyken hala Türkiye'ye çamur atanlara diyecek lafım yok. İmanı olanlar bunu tevekkülle, sabırla bekleyerek atlatabilir ama ya tam inanmayan ne yapar? Alır tasını tarağını çıkar yürür. Kriz var diye saçma sapan bağrınır. Allah'ım bazı şeyleri idrak edebilmeyi nasip etsin böyle siğnelere. Bu günlerde geçer elbet. Nitekim Efendiler Efendisi buyuruyorlar ki "Öyle bir gün gelecek ki insanlar sadakasını ve zekatını verecek kimse bulamayacaklar" Demek ki krizin geçeceği günlerde gelecek. Bu kadar isyan etmenin ne anlamı var? Sonuçta verende O, alanda... Allah gerçekten herkese yardım etsin, şeytanın bu adi tuaklarına düşürmesin inş. Aslında şükredecek o kadar çok şey var ki. Fakat insanlar dertlerine düştüklerinden bunu artık görmez olmuşlar. Bu yüzden bir çocuk yetiştirmek çok ama çok önemli. insanın yediğinden içtiğinden izlediği filmlere kadar duyduğu laflara kadar her şeye dikkat etmesi gerekiyor! Yoksa hesabını veremeceğimiz evlat olursa Allah muhafaza ahiretimiz yanabilirde... Dilerim Rabbim herkese sağlıklı, sıhhatli,salih evlatlar nasip eylesin inş. Sabah sabah sizlerle bunları paylaştığım için üzgünüm... Hakkınızı helal edin... Yukarıdaki resmi paylaşmak istemiştim ama telefonun etkisinde kaldım ister istemez.Elimden önce yukarıdakiler dökülüverdi... Yukarıdaki resim kutlu doğum haftasında Kur'an Kursu arkadaşlarıma ve komşularıma verdiğim doğum günü partisinden bir kare. Efendiler Efendisi için hazırlandı her şey. Bir çocuk ailesinden parti ister hemen doğum gününü büyük merasimlerle kutlarız. Aslında çocuklarında hoşuna gidecek böyle paylaşımlar yapmak lazım ki örnek olsun.Mesela çok yakın bir arkadaşım Efendimizin doğum gününde evini kızı için süslermiş. Çok hoş bir şey bu. Erkek kardeşimin sünnet süsleriyle bende evi başladım kapıdan süslemeye. Sevgili eşimin yardımıyla küçük evimizin odasını büyütmek için masamızı çıkardık. Sandalyeleri halıları minderleri yerleştirdik. Perdeyede projeklsiyon görüntüsünü aktardık. Koyu renk kumaşlarla camları kararttık... Tabiki Efendimize (SAV) ait bir köşede hazırladık. Köşemizi güllerle süsledik. Koltuğun üstüne oturmaya kalkınca tatlı arkadaşlarım, üstüne Efendimize aittir diye yazmak zorunda kaldım. Umarum Efendim teşrif etmişsindir. Oraya geldiğini hayal ettim. Hep düşündüm. Zaten odamız karanlıklı. El-ele tutuşup salavatlar getirildi. Kuran-ı Kerim okundu. Sonra Efendimizle ilgilli cd izlendi. Dualar edildi. İlahiler söylendi. Sipariş edilen kocaman 2 katlı bir pasta tekbirler eşliğinde çıkartıldı ve kesildi. İkramlar yapıldı arkasından hediye olarak gül ve hadis kartelası dağıtıldı. Yaklaşık çocuklar hariç 30'a yakın misafirim vardı çok güzeldi. Çocuklarada abdest nasıl alınır ve namaz nasıl kılınır resimleriyle gösterilen boyama kitabı almıştım. Velhasıl çocukların o anki mutluluğu çok güzeldi. Tüm nisan ayının Efendimiz adına kutlanması güzel şeyler yapılması çok özel. Bu nisan ayı benim için o kadar anlamlı ki. Eşimin ve benim doğum günümün dışında biricik Efendimin böyle güzel bir ayda doğması ve sırf O'nun için etkinlikler yapılması çok ama çok duygulandırıcı bir şey. Bu nisan ayı aldığım en büyük hediyeyle inş. benim için hayırlara vesile olmuştur. Hediyemiz bu ayı bizim için daha da anlamlı kıldı. Rabbime binlerce kez şükrediyorum. Teşekkür ediyorum. Şimdilik bu kadar dostlarım hepiniz Allah'a emanet olun.. Selametle...

21.4.09

1 MEVLÜT VE 2 DOĞUM GÜNÜ :)

Herkese Selamün aleyküm :) Ben bir tane bir şey ekliyorum sonra uzun bir süre kayboluyorum ama nedense içimden hiçbirşey eklemek gelmiyor. Bu kadar uzun sürede neler yaptım nerelerdeyim diye soracak olursanız? Eski patronumla yeni bir iş görüşmesine gittim. Yok yoook tekrar eski işime geri dönmüyorum. Haftanın iki günü oraya poğaça ve börek yapıp satıyoruz:)) Sevgili eşimin yardımlarıyla... (benim sağ kolum, canım, herşeyim) Elde edilen geliride ihtiyaç sahiplerine veriyoruz. Gece saat 3'te kalkıyorum ve sabaha kadar harıl harıl poğaça börek yapıyorum. Bu konuda daha pratik bilgilere sahip olan arkadaşlarımızın mübarek önerilerini ve kahvaltı için gidecek tariflerini bekliyorum. Bu işi daha hızlı bir hale döüştürmem gerekiyor. Böyle çok yoruluyorum belki ama herşey Rabbimin rızası için... Onun dışında kuran kursuna gidiyorum ve geçenlerde "Kutlu Doğum" münasebetiyle diyanetin kurslar arasında düzenlediği yarışmada elemelerde malesef 2. olduk. Haksızlıklar yok değildi yani yoksa biz kazanırdık canımmm dimi Halenur :))) Aslında ben yine birşeyler eklemezdim de Sevgili Melekciğim "yeter artık sıkıldım maklubeyi görmekten birşeyler ekle" deyip duruyordu birazda onun dürtmesiyle oldu:)) Pazar günü Merhum Turgut Özal'ın Mevlüdüne gittik. Caminin içi, bahçesi ve dışarısı doluydu. Türkiyenin her yerinden insanlar gelmişler. Allah razı olsun herkesden... Bu sayede İstambul'u laleler solmadan da görmüş olduk. Her çiçek gördüğümde oraya buraya saldırıyordum ama biriciğimde hiç sesini çıkarmadı. Oda arkadamdan fotoğraf makinesiyle koştu durdu:)) Hava çok güzeldi. Üstüne yenen dondurmanın ardından beyimiz şuan hasta yatıyor. Biraz fotoğraflarla baş başa bırakayım sizi :) eveeett Öyle büyük bir yaratıcımız var ki, aynı zamanda herşeyden üstün bir sanatkar O! Bu kadar renkleri birbirine yakıştıran, şekil veren daha güzel bir sanatkar zaten olamaz! Bir renkte yaratmamış. Renk renk yaratmış ki bu renk cümbüşlerini bile gördüğünde insanın içi açılıyor, mutlu oluyor. Yerdeki bitkileri yeşil gökyüzünü mavi yaratmış. Tam tersini düşünüyorum da... Yani herşeyi ne kadar da mükemmel düşünmüş bir birine yakıştırmış....Seyretmeye doyamıyor insan. Teşekkür ederiz Allah'ım, Seni çok seviyoruz Allah'ım... ** Güzel bir pazar gününün ardından 20 Nisan Pazartesi günü Efendimizin (SAV) doğum gününü Kuran kursundaki arkadaşlarla ve misafirlerimizle kutlamış olduk. Öyle güzel ve maneviyat dolu bir gündü ki göz yaşları sel oldu aktı. Canım Efendim bazen hayattaki istediklerim olmasada aslında çok şanslıyım ki Rabbim Seni bilmemi varlığından haberdar olmamı nasip etti, Rabbim islamla tanışmamı nasip etti...Çok şanslıyım ben çookkk...Bunu tekrar tekrar hatırladım ogün ve aslında şükrümün ne kadar da az olduğunu gördüm. Bir kere daha gördüm...Selam sana Ya Resulallah! Selam Sana Ey Nebi! Kısa bir mevlüt okundu, ilahiler, Kutlu doğum konuşmaları, yazılar, şiirler derken en son Efendimiz için kesilen kocaman bir pasta, dağıtılan hadis kartelaları...Herşey çok ama çok güzeldi işte... Sonraaaaa eşim geldi veee benimde doğum günümü kutladık. 20 Nisan'da doğduğum için çok şanslıyım. Efendimle (SAV) bir ortak noktam var. O yüzden çok seviyorum doğum günümü :) Bizim için çok özelliği olan Mudanyaya gittik.. Romantik bir akşamda aldığım bir buket gülün ardından çok tatlı şirin bir balık rentorantına balık yemeğe gittik. Ardından edilen muhabbet ve yorgun bir çehreyle eve döndük :)) Benim için çok ama çok güzel gündü. Heleki birtanemin yazdığı not beni dakikalarca güldürdü:))) Canım benim buradan itiraf ediyorummm " Seni çooooooooooooooooooook seviyoruuuuuuuuuuuuuuuuuuuummmm " Sen Rabbimin bu dünyada verebileceği en güzel hediyesin bana...Şükürler olsun Rabbime. En sevdiğimiz balık çipura! Hele birde ızgarası olursa mmmmmmmmmm! Balığın ardından ikram edilen harika güveçte tahinli helva mmmmmmmmmm!! :) veeee aldığım çiçeğim. makinamın pili bittiği için az önce bunu zar zor çekebildim. Biraz solmuşta olsa benim için hala güzeller. Tekrar teşekkür ederim Canım!!! Bu vesileyle Herkesin Kutlu Doğum Haftası kutlu olsun. Efendimize layık bir ümmetin parçası olmak ümidiyle... Allah'a emanet olun :)