Mübarek Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mübarek Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.2.11

KUTLU DOĞUM VE MEVLİD KANDİLİ



Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Her şey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar bir şey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler. (1)

Bir Yahudi ileri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,

"Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.

"Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.

Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!

"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular" haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:

"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.

Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.

Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler.

Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.

Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.

Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrail oğullarından peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi. (2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Amine'nin yanında bulunan Osman ibn As'in annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük." (4)

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakın

Çok alâmetler belirdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki, Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu. (5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun baş aşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen Mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır. (6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.

Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden bîatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

(1) - İbni Sa'd. Tabakat, 1; 60.
(2) - A.g.e., 1:162-163
(3) - Taberî Tarihi, 2:125; İbni Sa'd. Tabakat. 1:102.
(4) - A.g.e., 2:126
(5) - İbni Sa'd. Tabakat, 1:102.
(6) - Bediüzzaman Said Nursî. Mektubat, s. 161-162


Kandiller nasıl değerlendirilmelidir?

Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var:

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili özel bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet–i Kur'ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir... Mübarek gecelerde kılınan bazı hususi namazlar sünnette mevcut değildir; muteber bir rivayete de istinad etmezler. Bu, “O gecelerde namaz kılmak mekruhtur” anlamına gelmez. Teheccüd ve nafile namazları teşvik eden rivayetler çoktur. Bunların mübarek gecelerde yapılması elbette daha faziletlidir.” (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/289).

Kandil gecelerine ait olduğu kaydedilen namazları da ayrıca kılmakta ise bir sakınca yoktur; sevaptan hâli değildir

---

En Sevgiliye!
Ey nuru alemlere gark olmuş Efendim. Ey rahmet peygamberi, Ey doğduğunda bile ümmeti diye ağlayan Efendi (SAV). Ne güzel bir nebisin Yaresulallah. Rabbimin Habibim diye hitap ettiği, Mübarek Adını, Adının yanına yakıştırdığı Sevgili...
Ne kadar biliyoruz ki Seni? Ne kadar biliyoruz kıymetini? Hani birgün sahabe Efendilerimize: "Beni görmeden bana iman etmiş kardeşlerimi görmeyi çok isterdim" buyurmuşsunuz. Onlarda: "Biz Senin kardeşlerin değil miyiz" dediklerinde. "Sizler benim arkadaşlarımsınız, Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır." buyurmuşsunuz. 
Bizler Seni görmeden Sevdik Efendim. Senin o güzel sesine hasret, o güzel gül yüzüne hasret, o güzel gül kokuna hasretiz... Bu ümmet Sana hasret Efendim. Bizlerde Seni görmeyi ne kadar isterdik bir bilsen. Canım, cananım, gül kokulum. Biricik Sevgilim. En Sevgilim. 
Bizler geceleri namaz kılmaktan ayakları şişen bir peygamberin, gündüzleri uyumaktan gözleri şişen ümmetiyiz! Namazlarını kaçırmayan bir neslin, dizilerini kaçırmayan torunlarıyız biz! Senin sözünden çıkmayan arkadaşların gibi olamadık biz. Onların o güzel aşklarının ne kadarı içimizde hani? Affet bizi ey Nebi!
Mısırdan Kuran ziyafetine katılan bir imam, kuran okumaya başlayınca tüm camidekiler ağlamaya başlamış. O da neden ağlıyorlar diye sormuş. Duygulandıklarını öğrenince de çok şaşırmış. Ben miras ayetlerini okuyordum demiş. Biz şekle, şemale takılı kalmış bir ümmetiz Efendim. Neden geçmiyor şu Kur'an kursaklarımızdan? Ezan okunduğunda neden titremiyor bu ten? Adın geçilince ne kadar yanıyor bu yürek? Senin o güzel sünnetlerinin ne kadarını yaşıyoruz biz? 
Hz. Ömer Efendimizin giydiği kıyafette 30 tane yama dururken, onlar öylesine israftan kaçınırken, sizler o zamanda yiyecek doğru dürüst birşey bulamazken, bizler bugün ne yapıyoruz? Bir giydiğimizi bir daha giymiyor, her çıkan modanın peşinden koşuyor, kurudu diye ekmekleri çöplere atıyoruz. Kimiz Allah aşkına biz? Bu durumda kardeşin sayar mısın bizi Efendim? 
Sen En sevilen kulsun Efendim. Sen alemlere rahmet olarak gönderilmiş peygambersin Efendim. Hasırın üstünde geçirmişsin mübarek ömrünü. Bugün bizlere gelsen, sıcacık döşeklerimizde yatıyor bulursun bizi. Güzel halıların üstünde görürsün bizi. Bunca rahatlığın içinde ne kadar ibadet ettiğimizi hiç sorma Efendim... 
Bir gün benim nam-ı celilim güneşin doğup battığı her yere ulaşacak buyuruyorsun. Bir söz versek kendimize. Bu günü  hayatımızın dönüm noktası belirlesek. Silkelensek şöyle. Rabbimize tövbe etsek. Senin nam-ı celilini yaymayı hedef edinsek kendimize. Kur'an ışığımız, Sen önderimiz, sünnetin pusulamız olsun. Bizi ziyarete geldiğinde sıcak döşeklerimizde yatarken değil, secdede aşk-ı ilahi için Senin için göz yaşı dökerken bul. Bu defa bu gözler Senin için ağlamaktan şişsin. 
Bizleri affet Efendim. İnş. Sana layık bir ümmet olmayı başarırız bir gün! 

*** Bir keresinde kutlu doğum programına katıldığımızda "Sevdim Seni Mabuduma" ilahisini dinlemiştik. İlahiyi okuyan arkadaşımız bir gece öncesi Efendimizi (SAV) rüyasında görmüş. Efendimiz (SAV) :  "bana sevdim Seni Mabuduma ilahisini söyler misin ben onu çok seviyorum buyurmuşlar." Arkadaşımızda rüyasında o ilahiyi söylemiş. Bende çok severim. Hepinize Gül kokulu kandiller diliyorum. Kandiliniz mübarek olsun. Efendimize layık bir ümmet olmak ümidiyle. Rabbim hepimizden razı olsun inşallah. 
Sevdim Seni Mabuduma


Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim

Bir ben değil alem sana hayran diye sevdim

Evlad-ı iyalden geçerek ben ravzana geldim
Ahlakını methetmede Kur'an diye sevdim

Kurbanın olam şahı resul, kovma kapından
Didarına müştak olan yezdan diye sevdim

Mahşerde nebiler bile senden medet ister
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim...


İlahiyi dinlemek için tıklayınız.

21.4.09

1 MEVLÜT VE 2 DOĞUM GÜNÜ :)

Herkese Selamün aleyküm :) Ben bir tane bir şey ekliyorum sonra uzun bir süre kayboluyorum ama nedense içimden hiçbirşey eklemek gelmiyor. Bu kadar uzun sürede neler yaptım nerelerdeyim diye soracak olursanız? Eski patronumla yeni bir iş görüşmesine gittim. Yok yoook tekrar eski işime geri dönmüyorum. Haftanın iki günü oraya poğaça ve börek yapıp satıyoruz:)) Sevgili eşimin yardımlarıyla... (benim sağ kolum, canım, herşeyim) Elde edilen geliride ihtiyaç sahiplerine veriyoruz. Gece saat 3'te kalkıyorum ve sabaha kadar harıl harıl poğaça börek yapıyorum. Bu konuda daha pratik bilgilere sahip olan arkadaşlarımızın mübarek önerilerini ve kahvaltı için gidecek tariflerini bekliyorum. Bu işi daha hızlı bir hale döüştürmem gerekiyor. Böyle çok yoruluyorum belki ama herşey Rabbimin rızası için... Onun dışında kuran kursuna gidiyorum ve geçenlerde "Kutlu Doğum" münasebetiyle diyanetin kurslar arasında düzenlediği yarışmada elemelerde malesef 2. olduk. Haksızlıklar yok değildi yani yoksa biz kazanırdık canımmm dimi Halenur :))) Aslında ben yine birşeyler eklemezdim de Sevgili Melekciğim "yeter artık sıkıldım maklubeyi görmekten birşeyler ekle" deyip duruyordu birazda onun dürtmesiyle oldu:)) Pazar günü Merhum Turgut Özal'ın Mevlüdüne gittik. Caminin içi, bahçesi ve dışarısı doluydu. Türkiyenin her yerinden insanlar gelmişler. Allah razı olsun herkesden... Bu sayede İstambul'u laleler solmadan da görmüş olduk. Her çiçek gördüğümde oraya buraya saldırıyordum ama biriciğimde hiç sesini çıkarmadı. Oda arkadamdan fotoğraf makinesiyle koştu durdu:)) Hava çok güzeldi. Üstüne yenen dondurmanın ardından beyimiz şuan hasta yatıyor. Biraz fotoğraflarla baş başa bırakayım sizi :) eveeett Öyle büyük bir yaratıcımız var ki, aynı zamanda herşeyden üstün bir sanatkar O! Bu kadar renkleri birbirine yakıştıran, şekil veren daha güzel bir sanatkar zaten olamaz! Bir renkte yaratmamış. Renk renk yaratmış ki bu renk cümbüşlerini bile gördüğünde insanın içi açılıyor, mutlu oluyor. Yerdeki bitkileri yeşil gökyüzünü mavi yaratmış. Tam tersini düşünüyorum da... Yani herşeyi ne kadar da mükemmel düşünmüş bir birine yakıştırmış....Seyretmeye doyamıyor insan. Teşekkür ederiz Allah'ım, Seni çok seviyoruz Allah'ım... ** Güzel bir pazar gününün ardından 20 Nisan Pazartesi günü Efendimizin (SAV) doğum gününü Kuran kursundaki arkadaşlarla ve misafirlerimizle kutlamış olduk. Öyle güzel ve maneviyat dolu bir gündü ki göz yaşları sel oldu aktı. Canım Efendim bazen hayattaki istediklerim olmasada aslında çok şanslıyım ki Rabbim Seni bilmemi varlığından haberdar olmamı nasip etti, Rabbim islamla tanışmamı nasip etti...Çok şanslıyım ben çookkk...Bunu tekrar tekrar hatırladım ogün ve aslında şükrümün ne kadar da az olduğunu gördüm. Bir kere daha gördüm...Selam sana Ya Resulallah! Selam Sana Ey Nebi! Kısa bir mevlüt okundu, ilahiler, Kutlu doğum konuşmaları, yazılar, şiirler derken en son Efendimiz için kesilen kocaman bir pasta, dağıtılan hadis kartelaları...Herşey çok ama çok güzeldi işte... Sonraaaaa eşim geldi veee benimde doğum günümü kutladık. 20 Nisan'da doğduğum için çok şanslıyım. Efendimle (SAV) bir ortak noktam var. O yüzden çok seviyorum doğum günümü :) Bizim için çok özelliği olan Mudanyaya gittik.. Romantik bir akşamda aldığım bir buket gülün ardından çok tatlı şirin bir balık rentorantına balık yemeğe gittik. Ardından edilen muhabbet ve yorgun bir çehreyle eve döndük :)) Benim için çok ama çok güzel gündü. Heleki birtanemin yazdığı not beni dakikalarca güldürdü:))) Canım benim buradan itiraf ediyorummm " Seni çooooooooooooooooooook seviyoruuuuuuuuuuuuuuuuuuuummmm " Sen Rabbimin bu dünyada verebileceği en güzel hediyesin bana...Şükürler olsun Rabbime. En sevdiğimiz balık çipura! Hele birde ızgarası olursa mmmmmmmmmm! Balığın ardından ikram edilen harika güveçte tahinli helva mmmmmmmmmm!! :) veeee aldığım çiçeğim. makinamın pili bittiği için az önce bunu zar zor çekebildim. Biraz solmuşta olsa benim için hala güzeller. Tekrar teşekkür ederim Canım!!! Bu vesileyle Herkesin Kutlu Doğum Haftası kutlu olsun. Efendimize layık bir ümmetin parçası olmak ümidiyle... Allah'a emanet olun :)

1.1.09

YÜREKLERİMİZ YANIYOR!!! BİRŞEYLER YAPALIM NOLUR!!!

Arkadaşlar herkese Hayırlı Cumalar diliyorum. Rabbimin Rahmeti hepinizi kuşatsın inş. Günlerdir Tv.'de Filistinli kardeşlerimizin göz yaşlarına, kanayan yaralarına tanıklık ediyor tüm dünya... Her yerde yürüyüşler, sloganlar, ulaştırmaya çalışılan yardımlar... İçimden hiç birşey yapmak gelmiyor. Yemek tarifi ekleyemiyorum... Bu görüntülere dayanamıyorum.
Okul, hastane, sivil halk bu alçak israil hiç birşey tanımıyor.Çocuk hastanesini hedef aldıklarına inanamıyorum. Ne kadar acımasızlar, vicdansızlar! Allah'ım ailelere sabırlar ver. Savaş bu hiçbirşeye benzer mi? Aç, susuz, acılar içinde kıvranıyorlar... Peki biz ne yapıyoruz? Maddi yada manevi yardımlar yapabiliyor muyuz? Gücü yeten Allah aşkına bağışlarda bulunsun. Gücü yeten yada yetmeyenler ellerini semaya kaldırsın. Dua dua yakaralım Rabbimize...Yarın öbür gün bizim başımızada gelebilir. Onların yerinde bizde olabiliriz. Haydi el ele verelim.
Müminler örülmüş duvar gibidir. Bir tuğlayı alsanız bütün duvar bundan etkilenmez mi? Zarar görmez mi? Yemeğimizi rahat yiyorsak, rahat rahat uyuyor, gülüyor eğleniyorsak nerede kaldı bizim müminliğimiz? Yıllardan beri sürekli ezilen müslüman toplumları değil mi? Çocukluğumda Tv'lerden izlediğim Kosova ve Bosna savaş görüntülerini hala unutamam. Yıllardır Iraklılara yapılanları kim unutabilir? Her türlü pisliği, her türlü iğrençliği yapan o lanet ülkeleri Rabbime havale ediyorum. Rabbim sen Kahhar isminle onları kahret. Onların ordusunu helak et mevlam. Canımın canı, gönlümün nuru biricik Rabbimiz, şu mübarek gün ve dakikalarda Efendimiz (SAV) hürmetine dilenirim senden Filistin halkını koru. Rahman isminle onlara tecelli et Yarab. Sevdiğin kullar hürmetine dualarımızı kabul eyle Yarab!
Arkadaşlarım 07.01.2009 Çarşamba günü Muharrem aynının 10. günü. Yani Aşure günü. Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
(2)Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi. devtıklayınız.
Çarşamba günü nasipse komşularımızla toplanıp, dua yapacağız. Duamıza iştirak etmenizi istiyorum. Fetih suresini okuyalım birlikte, Allahümme Ya Kahhar ismini zikredelim Rabbimizin, bol salavat çekelim inş. Kur'an bilmeyen Fetih suresinin mealini okuyabilir. O gün çok mübarek ve özel hep birlikte teheccüde kalkalım. Sizleri Secde-i Rahmana davet ediyorum. İcabet edenler, duamıza katılanlar lütfen yorum bıraksın. Birbirimize iletelim arkadaşlar nolur. Bir kişinin duası farklı, aynı saatte tek yürek olmak farklı. Lütfen davetime icabet edin Allah aşkına.
07.01.2009 tarihinde sizleri sabah 3'te Rabbimin huzurundan birlikte duaya davet ediyorum. Allah razı olsun. İcabet edenden, etmeyenden... Selametle

6.12.08

Arefenin yeri başkadır...

Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:
Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına keffaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)
Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:
“Orucunu boz” dedi. Hz. Aişe:“Resulullahın (s.a.v.), ‘Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına keffaret olur’ dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim?” dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)
“Keffaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir. Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!
Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:“Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)
Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:
“Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden azat olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah’tan bir şey isterse, Allah onun dileğini karşılar.”
Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
“Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teala o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur:
Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu hâlleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.'
’Melekler derler ki:
Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.
’Allahü Teâla şöyle buyurur:
‘Onları da bağışladım.’
Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azat edilen olmaz.”
Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı’nın birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramı’ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramı’nın gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.Ayrıca Zilhicce'nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir.
Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar.
Cemil Tokpınar
HEPİNİZE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLERİM ARKADAŞLAR. RABBİM TÜM İBADETERİMİZİ KABUL ETTİĞİ İBADETLERDEN, TÜM DUALARIMIZIDA HAYIRLISIYLA KABUL ETTİĞİ DUALARDAN EYLESİN. CÜMLEMİZİN KESTİĞİ KURBANI AHİRETDE BİRER BURAK OLSUN İNŞ. HAKİKİ BAYRAMLARA ERİŞMEK DİLEĞİYLE, BAYRAMINIZ BAYRAM OLA...
RABBİM YENİSİNE DE ERDİRSİN İNŞ. TATLI BOL MUHABBETLİ BAYRAMLAR...
SELAMETLE

3.12.08

SUSAMLI TAVUKLU SALATA VE KURBAN HAKKINDA BİRKAÇ KELAM

Eşim tam bir salata canavarı. Önüne hiçbirşey koymayıp bir tabak dolusu salata koysanız onunla yetinir :) Akşam yemeğinin yanına salata yapmaya karar verdiğimde dolapta sadece göbek salata, maydanoz, domates olduğunu gördüm. İlave olarak kuru soğan ve 1 diş sarımsağıda yemeklik doğradım. Az birşeyde tavuk göğsü varmış onlarıda haşlayıp, susama bulayarak kızarttım ve salatanın üstüne yerleştirdim.
Hayat koşturmacayla geçince dolapta ne, ne kadar kalmış unutabiliyorum. Yukarıda sanki dolabın içini ilk defa görmüşüm gibi anlattım da yadırgamayın hani diye diyorum :)))
Not: Salatayı güzel kılan şey tüm malzemelerin kuru bir şekilde harmanlanması ve özel sosla sunulması sanırım dimi :)
Aslında Carrefour'un yanında Eker Süt Çiftliği var. Buna benzer salatayı eşimle iş çıkışı oraya gittiğimizde yerdik. Bol yeşillik, mısır ve zeytin ile hazırlanan bu salatanın üzerine ızgara antrikot yada susamlı tavukla süslüyorlar. (Yeşilliklerle daha güzel oluyor) İsteğe bağlıda değişik sosları var. Orada yediğim pizzaların tadınıda unutamam. Bursalı arkadaşlara tavsiye olunur!
Sosu için: Biraz mayonez, biraz hardal, nar ekşisi ve zeytinyağını karıştırıp üzerine döktüm.
Evet kurban bayramı geliyor elhamdülillah. Herkesin evinde tatlı bir telaş olmasını diliyorum. Allah rızası için keseceğimiz kurbanların sırat köprüsünde bize birer binek olacağını unutmamalıyız. Artık günümüzde kurban parasını insanlara dağıtıp, vacib olan ibadeti şeytanın sağ taraftan yaklaşmasıyla terk edenler ne kadar da çoğaldı. En son bu konuya noktayı Diyanet koydu umarım bu düşünceye sahip olanlar dinlemişlerdir.
Yada kurban bayramını birer hayvan katliamı olarak düşünen insanlar unutuyorlar sanırım, marketten, kasaptan alarak tükettiği etleri, kıymaları! Hepimiz birer bilinçli insanız. Aslında mantıklarını kullanmaktansa araştırsalar neyin nasıl olması gerektiğini çözecekler. Herkesin mantığı farklı işleyebilir sonuçta. Kesin olan Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimizin emretmiş olduğu bir emri terk etmekle şeytanın tuzaklarından birine düşmüş olurz bu şekilde Allah korusun.
Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek niyetiyle kesilen hayvan demektir. Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenab-ı Hakk’a hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunarak halka yaklaşmaktadır. devamı için tıklayınız.
Çok sevdiğim bir arkadaşım maddi sıkıntılar çekiyor. Zor şartlarda az kazanılan parayla belkide hayatını idame ettiriyorlar. Kurban bayramına kadar her gün kumbaraya 1 ytl aratak bayrama kadar 1 kurban parasını çıkartıyorlarmış. Ne kadar güzel birşey! Rabbimde takdir etsin inş.
İnsan yeterki istesin yapamayacağı şey yok ben buna inanıyorum. Borcu olupta kenarda köşede bir sürü altını olan bir insan pekala onuda satıp vacip olan ibadetini yerine getirebilir. Sonuçta kimin parasını nereden kaçırıyoruz ki değil mi? O'nun verdiğini yine biz O'na veriyoruz. Unutmayalım ki bugün Rabbisine ince hesap yapana, yarın Rabbi Rahim sırattan geçecek olanlara aynı muamelede bulunacaktır. Yani O'da ince hesap yapacaktır. Ebedi hayatımızı geçici dünyaya tercih etmeyelim. Gücü yeten varsın 1 taneyle yetinmesin inş.
Kurban Kesmek Kimlere Vâcibtir?
Bir kimseye kurban kesmenin vâcib olması için, şu şartların bulunması gerekir:
1 - Müslüman olmak. 2 - Hür olmak. 3 - Mukîm olmak. Seferî (yolcu) olmamak. 4 - Fıtır sadakasını vâcib kılan zenginliğe sâhip olmak. 5 - Âkıl ve bâliğ olmak. Bu beşinci şart, İmamlar arasında ihtilâflıdır. Bâzılarına göre kurbanın vâcib olması için âkıl ve bâliğ olmak şart değildir. Zengin olan çocuk ile akıl hastalarına da kurban düşer. Velîleri onlar namına onların kurbanlarını keserler. Zekât ve fıtır sadakası için nisab miktarı 80 gram altın ile 561 gram gümüştür.
Zilhicce ayını boş geçirmeyelim arkadaşlar. Gücü yetmeyen en azından arefe günü oruçlu olsun inş. Çünkü Arefe günleri oruçlu olmak, bir yıllık günahlarımıza kefarettir. Arefe günü ve bayramın birinci günü çok önemlidir. Biz ademoğlu işlerimizi hep arefe gününe bırakırız halbuki o günün ehemmiyetini bir bilsek elimize bir dünya işini bile almakdık herhalde... Görüşlerinizi merak ediyorum paylaşır mısınız? :)
Selametle dostlar...

1.12.08

PAZAR GÜNÜ KEYFİ VE ZİLHİCCE AYI...

Herkese mutlu, huzurlu bir hafta diliyorum... Çok şükür canım eşim 19 Kasım' da nihayet geldi. Rabbim yokluğunu bana hissettirmedi elhamdülillah. Öncelikle size yokluğumdan bahsedeyim. Arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine 23 Kasım Pazar günü Afyon' a düzenlenen müthiş bir gezimiz oldu. Hiç hesapta yoktu.O günün güzelliğini hala tüm zerrelerimde hissediyorum. Umarım eşimlede gitmek nasip olur.
Ben evlendiğimde çocukluk arkadaşım biricik Nalan'ım Nevşehir'e taşınmıştı. Sürpriz bir şekilde Bursayı ziyaret etmesi üzerine dolu dolu birkaç gün geçirdik onunlada. Bol bol hasret giderdik, dertleştik. İnsanın aynı dili konuştuğu (duygu ve düşünceleri tamamiyle uyan) arkadaşlarıyla birlikte olması kadar güzel bir şey yok değil mi? Arkadaşım maneviyatım içinde güzel şeylere vesile olduğundan çok farklı bir yere sahiptir benim için. Allah ondan ebeden ve daimen razı olsun inş. Babam sağolsun beni hiç bir şeye gezmeye göndermediği için evlenene kadar çok doğru dürüst gezmiş bir insan değilim. Halbuki ne hayallerimiz vardı bende evlendiğimde artık sık sık görüşecektik. Malesef öyle olmadı nişanlandıktan sonra kendisi başka bir şehre gitti... Şimdide yarın Nevşehire dönüyor olması içimi ayrı burkuyor...Canım kardeşim...
Nalancığımla bayağı gezdik. Komşularımın ziyareti vs. derken, eşimi biraz boşladım gibi oldu sanki:) ve harika bir pazar geçirdik. Önce kahvaltı edildi. Sonrada patlamış mısır eşiliğinde film izlenildi. Akşam yemeği derken bilgisayarı paylaşamadığımızdan küçük bir münakaşa yaşandı ve pazar günüde geldi-geçti...
Bekarkende pazar kahvaltısı benim için çok özeldi. Hala pazar günümü eşim hariç pek kimseyle paylaşmak istemiyorum. İstisnalar hariç tabii. Belki bu konuda bencil görebilirsiniz ama napayım :) İnsanın tek baş başa geçireceği gün. Kendine vakit ayırabileceği gün diye düşünüyorum ben.
Pazar kahvaltısı dahil hayatımızdan şarküteri ürünlerini çıkardık. Mecbur kalmadıkça sosis, salam, sucuk tüketmiyoruz. Pastırma bazen olabilir. Kahvaltıda sadece kahvaltılık ürünleri tüketmeye özen gösteriyoruz. Bazen alternatif olsun diye birşeyler ilave ediyorum. Bu pazarda kuymak yapayım dedim. Eşim bir kere aldı bir daha almadı tüm tabağı ben yedim :)))
Kansızlık problemim olduğundan sabahları eşim için çay demliyoruz, benim içinde ıhlamur. Önceden gün aşırı yumurta yiyordum fakat öğrendim ki, protein fazla olduğu için haftada 2 defa tüketilmesi yeterliymiş. Günde 3 adet ceviz ve birazda fındık yiyorduk. Şu aralar pek yapmıyorum ama tekrar başlayacağım. Sağlıklı yaşam projesini başlattım. Keşke sağlığımı kaybetmeden evvel bunları bilseydim. Paylaşıyorum ama eminim sizler daha da bilinçlisinizdir. Çocuklar için daha da dikkat etmek çok önemli sanırım....
Buda kayınvalidemin kahvaltı için yaptığı bir şey. İçerisinde közlenmiş kırmızı biber, patlıcan, domates, rendelenmiş ve sotelenmiş havuç, zeytinyağ ve maydanoz var. Film izlerken patlamış mısır yemeye doyamıyorum. soğuk kış günlerinde patlamış mısırın kokusu kendine nasılda çekiyor insanları.

İzlediğimiz film Narnia Günlükleri 2 idi. 1. sini izlemediğimden eşime sürekli soru sordum. Sabırlı kocam benim:)) Bu hep yaptığım bir şey olduğu için :)

Akşam yemeği menüsünde ise

-Terbiyeli taneli sebze çorbası

-Közlenmiş kırmızı biber salatası

-Allah ne verdiyse salatası (Oktay usta gibi dedim:) Bu ismi çok beğeniyorum)

-Güveçte Nohut

-Şehriyeli Pilav

-Çıtır Börek

Son zamanlarda yemekten yarım saat sonra türk kahvesi içiyoruz. Önceleri köpüksüz olan kahvem artık köpüklü oluyor :) Köpüklü türk kahvesi yapan arkadaşlarımı yürekten tebrik ediyorum. Bana çok zor geliyor :)

Akşam arkadaşlarımla görüşeceğim için bugün size tarif veremiyorum. Fakat Zilhicce' den bahsetmek istiyorum.

Zilhicce

Kur'ân-i Kerim'de Fecr sûresinde "Ve on geceye yemin olsun." ifadesinde kastedilen on gece bazi kaynaklara göre Ramazan ayinin son on günü veya Muharrem'in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüs, bu mübarek on günün Zilhicce ayinin ilk on günü oldugudur. Kamerî aylarin onikincisi olan Zilhicce ayi, Islâm'in bes esasindan olan hac ibadetinin yerine getirildigi aydir. Bu mübarek ayin 1'inden 10'una kadar olan zaman dilimi "leyali-i asere", yani on mübarek gecedir. 10'uncu gün ise Kurban Bayraminin ilk günüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bugünlerin önemini söyle ifade ediyor: "Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili oldugu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yillik oruca (sevapça) esittir. Ondaki bir gece kiyami (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kiyamina (ihyasina) esittir. Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki: "Resulullah (sav) dört seyi terk etmezdi: Asure günü orucu, Zilhicce'nin on günü orucu, her ay üç gün orucu ve sabahin iki rekât sünneti." Ebu'd-Derda (r.a) Zilhicce ayinin önemini söyle anlatiyor: "Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmali, çok sadaka vermeli, çok dua ve istigfar etmelidir. Çünkü Resulullah (sav): "Bu on günün hayir ve bereketinden mahrum kalana yaziklar olsun" buyurdu. devamı için tıklayınız.

Bu günlerinizi boş geçirmemeniz dileğiyle dostlar.

Hoşçakalın...

2.7.08

Esselamü Aleyküm ve Şükür Kavuşturana...

"Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan" "Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban'ı mübarek eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır." * Her gün bu duâya devam edilir,
* Lâ ilahe illAllâh, kelime-i tevhidi her gün biner defa söylenir.
* Bu aylar feyiz ve bereketi nâmütenâhî olan aylardır.
* Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
* Recep tevbe ve inâbet ayı, Şaban muhabbet, Ramazan ise karabet (yakınlık) ayıdır.
* Receb, cefâyı terk içindir. Şaban amel ve vefa içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.
* Receb öyle bir aydır ki, Allâh Teâlâ onda kat kat sevâb verir.
* Şaban öyle bir aydır ki, onda keramet beklenir.
* Receb sabıkların, Şaban muktesiderin, Ramazan ise âsîlerin ayıdır.
* Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır.
* Yıl ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklanacağı, Şaban meyveleneceği, Ramazan ise meyvelerin toplanacağı zaman gibidir.
* Rasûlullâh - sallâllâhu aleyhi vessellem - buyuruyorlar: "Receb, Allâh Teâlâ'nın, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır." 7) Receb-i Şerif Mübarek üç ayların birincisidir. "Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban. Ve belliğnâ Ramazan."duası her gün en az bir defa okunmalı.
* Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
* Bu ayda oruç tutmak pek faziletlidir.
* Sadaka vermek, fakirleri sevindirmek -Ramazan müstesna- diğer aylardan daha değerli ve daha ecirlidir.
* Bu ayda otuz rek'atlık nafile bir namaz vardır, kılınmalıdır.
* Bu ayın ilk Cum'a gecesi, Regâib gecesidir.
* Yırmiyedinci gecesi, Mi'raç gecesidir. Tevbe, ibâdet ve dualarla değerlendirilmelidir.
e. Regâib Gecesi
A. Recep Ayı ve üç aylar ile ilgili diğer yazılar için lütfen tıklayınız.
B. Recep Ayı ve üç aylar ile ilgili diğer yazılar için lütfen tıklayınız.
C. Recep Ayı ve üç aylar ile ilgili diğer yazılar için lütfen tıklayınız.
Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah...
Esselamü Aleyküm ; Şükürler olsun Yarabbi! Bu yılda eriştirdin bizleri üç aylara. "Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan" - "Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban'ı mübarek eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır." [Her gün en az bir defa okunacak duadır] Sevdiklerimle, sevmediklerimle, dostlarımla, düşmanlarımla, bilenlerle, bilmeyenlerle, tüm Ümmet-i Muhammed ile tüm insan alemiyle ulaştır Yarabbi Ramazan-ı Şerif-e bizleri. Ulaştır ki olsun hepsinin, hepimizin şansı olsun bir daha bir kez daha kurtulmak için... Allah'ım ne olursun kalplerimizi "Senin" iman ateşin ile yak! dostumuza, düşmanımıza, bilenlere, bilmeyenlere bu günlerin ehemmiyetini önemini bir kez daha anlama fırsatı tanıdığın için sana şükürler olsun Yarab! Ey kalplerimizi evirip çeviren Allah'ımız halimizi en güzel hale çevir. Bizi nefsimizle bir an olsun yalnız bırakma Allah'ım. Ne olursun bizlere merhametin ile muamele et. Allah'ım düşmanlarımızı dahi eriştirdiğin bu mübarek günlerde, onların kalplerini iman nuru ile nurlandır ama onlar ki; kalpleri zift gibi kararmış bir daha aydınlanmayacaksa onları bildiğin gibi yap. Bizlere kötülük etmelerine izin verme Rabbim. Vatani görevini yapan erlerimizin üzerinden inayet elini eksik etme Allah'ım. Onlara güç-kuvvet ver. Onları düşmanlardan koru. Vatanımızı, milletimizi iç ve dış düşmanlardan koru Allah'ım.
Rabbim inş. bu mübarek günleri ihya edenlerden nasip eylesin inşallah bizleri.... İnş. günah defterlerimizin temizlendiği, sevap hanelerimizin ise bereket kazandığı günler geçirmeyi Rabbi Rahim bizlere nasip eder. Bu günleri Mevlam kurtuluş vesilesi kılmıştır. O zaman en iyi şekilde değerlendirmek nasip olsun...
VELHAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİN.EL FATİHA!
Oruç tutmak için günler çok uzun ama velhasıl cennette ucuz değil. Günlerce aç-susuz yaşayan insanlarımız var biz nasıl olsa tekrar masalarımızı, harkulade yemeklerimizle donatıp, midelerimizi inş. dolduracağız... Ama onların öyle bir şansı yok... Bugünlerimizi Allah'ım aratmasın arkadaşlar. O yüzden inş. gücümüz yettiğince ibadetlerimizi yapıp oruç tutmayı nasip etsin Mevlacım...
Sizleri seviyorum. İnş. hepimizin kurtuluşu olur bu mübarek günler diyorum.
Allah'a emanet olun.
Haydin felaha.... :)
Kandilinizi şimdiden kutluyorum