5.5.09

Bir acı haber ve bir paylaşım...

Herkese Merhaba! Mutlu, hayırlı en önemliside sağlıklı bir gün hatta günler geçirmenizi dilerim... Aslında tarifte eklemek istiyordum fakat sabah aldığım bir haberle adeta sarsıldım. Malesef çok sevdiğim bir arkadaşımın amcası intihar etmiş. Çamaşır ipiyle kendini evin balkonuna herkese karşı asmış... Çok ama çok üzücü ahiret açısından daha da üzücü kahredici bir tablo. Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah cümlesine yardım etsin. Oğlunun bankadan ve tefecilerden aldığı borçlar yüzünden eve haciz geliyor vs vs.. tamamen bunalıma sürüklenmiş. Allah'ım ne diyebilirim ki...İnanın şoktayım. İnsan bu devirde imanına öyle bir sarılmalı ki dört elle... Böyle başına musibetler gelince tutunacağı tek bir yer var. Gideceği tek bir kapı, karşılıksız el açabileceği tek bir yer var. Rabbim borç batağına saplanmış ve Ye'se düşmüş herkese bunu idrak etmeyi nasip etsin inş. Bu dünya nedir ki? Bir ağacın altında akşam vakti gölgelenmek kadar kısa bir zaman dilimi değil midir? Eskiye nazaran günler haftalar hatta geriye dönüp baktığınızda yıllar koşmuyor mu? Öyleyse neden boşa zaman harcıyoruz? Niçin? Neden? Anne-babaların üstünde o kadar yük var ki aslında. O çocuğa dini eğitimi nakış misali işlemeliler. İleride böyle tablolar görmemek için işlemeliler. Kur'an aynı Kur'an. İçindekiler Efendimizin (SAV) zamanından taaa bu yana kadar hiç değişmemiş. Bir harf değişmeden gelmiş. Gerçekten üzerimize çöken bu rehavetten dolayı şöyle bir silkelemek lazım kendimizi. Ne oluyor bize? Nereye gidiyoruz? Ne için yaşıyoruz? Neyin mücadelesini veriyoruz? Her günümüz dünden iyi mi? Yoksa kötü mü? Her yılın bir sonraki yıldan kötü mü? Bazı insanlar sokaklara düşüyor elinde tava tenceyle.. Yok diyorlar yok... İnsanları daha da Ye'se düşürüyorlar. Yok olanı veren kim? Ahir zamandayım bire müslüman. Ahir zamanın kıyamet alametlerinden biride "her yeri bir duman kaplayacak. Bu dumandan kafirler çok etkilenip hasta olacaklar, müminler ise bir nezle kadar hafif atlatacaklar." Dumandan kasıt "kriz" olarak yorumlanmış alimler tarafından. Koskoca Amerika sarsıldı Krizden. Krizin asıl başlangıç yeri orasıyken hala Türkiye'ye çamur atanlara diyecek lafım yok. İmanı olanlar bunu tevekkülle, sabırla bekleyerek atlatabilir ama ya tam inanmayan ne yapar? Alır tasını tarağını çıkar yürür. Kriz var diye saçma sapan bağrınır. Allah'ım bazı şeyleri idrak edebilmeyi nasip etsin böyle siğnelere. Bu günlerde geçer elbet. Nitekim Efendiler Efendisi buyuruyorlar ki "Öyle bir gün gelecek ki insanlar sadakasını ve zekatını verecek kimse bulamayacaklar" Demek ki krizin geçeceği günlerde gelecek. Bu kadar isyan etmenin ne anlamı var? Sonuçta verende O, alanda... Allah gerçekten herkese yardım etsin, şeytanın bu adi tuaklarına düşürmesin inş. Aslında şükredecek o kadar çok şey var ki. Fakat insanlar dertlerine düştüklerinden bunu artık görmez olmuşlar. Bu yüzden bir çocuk yetiştirmek çok ama çok önemli. insanın yediğinden içtiğinden izlediği filmlere kadar duyduğu laflara kadar her şeye dikkat etmesi gerekiyor! Yoksa hesabını veremeceğimiz evlat olursa Allah muhafaza ahiretimiz yanabilirde... Dilerim Rabbim herkese sağlıklı, sıhhatli,salih evlatlar nasip eylesin inş. Sabah sabah sizlerle bunları paylaştığım için üzgünüm... Hakkınızı helal edin... Yukarıdaki resmi paylaşmak istemiştim ama telefonun etkisinde kaldım ister istemez.Elimden önce yukarıdakiler dökülüverdi... Yukarıdaki resim kutlu doğum haftasında Kur'an Kursu arkadaşlarıma ve komşularıma verdiğim doğum günü partisinden bir kare. Efendiler Efendisi için hazırlandı her şey. Bir çocuk ailesinden parti ister hemen doğum gününü büyük merasimlerle kutlarız. Aslında çocuklarında hoşuna gidecek böyle paylaşımlar yapmak lazım ki örnek olsun.Mesela çok yakın bir arkadaşım Efendimizin doğum gününde evini kızı için süslermiş. Çok hoş bir şey bu. Erkek kardeşimin sünnet süsleriyle bende evi başladım kapıdan süslemeye. Sevgili eşimin yardımıyla küçük evimizin odasını büyütmek için masamızı çıkardık. Sandalyeleri halıları minderleri yerleştirdik. Perdeyede projeklsiyon görüntüsünü aktardık. Koyu renk kumaşlarla camları kararttık... Tabiki Efendimize (SAV) ait bir köşede hazırladık. Köşemizi güllerle süsledik. Koltuğun üstüne oturmaya kalkınca tatlı arkadaşlarım, üstüne Efendimize aittir diye yazmak zorunda kaldım. Umarum Efendim teşrif etmişsindir. Oraya geldiğini hayal ettim. Hep düşündüm. Zaten odamız karanlıklı. El-ele tutuşup salavatlar getirildi. Kuran-ı Kerim okundu. Sonra Efendimizle ilgilli cd izlendi. Dualar edildi. İlahiler söylendi. Sipariş edilen kocaman 2 katlı bir pasta tekbirler eşliğinde çıkartıldı ve kesildi. İkramlar yapıldı arkasından hediye olarak gül ve hadis kartelası dağıtıldı. Yaklaşık çocuklar hariç 30'a yakın misafirim vardı çok güzeldi. Çocuklarada abdest nasıl alınır ve namaz nasıl kılınır resimleriyle gösterilen boyama kitabı almıştım. Velhasıl çocukların o anki mutluluğu çok güzeldi. Tüm nisan ayının Efendimiz adına kutlanması güzel şeyler yapılması çok özel. Bu nisan ayı benim için o kadar anlamlı ki. Eşimin ve benim doğum günümün dışında biricik Efendimin böyle güzel bir ayda doğması ve sırf O'nun için etkinlikler yapılması çok ama çok duygulandırıcı bir şey. Bu nisan ayı aldığım en büyük hediyeyle inş. benim için hayırlara vesile olmuştur. Hediyemiz bu ayı bizim için daha da anlamlı kıldı. Rabbime binlerce kez şükrediyorum. Teşekkür ediyorum. Şimdilik bu kadar dostlarım hepiniz Allah'a emanet olun.. Selametle...

21.4.09

1 MEVLÜT VE 2 DOĞUM GÜNÜ :)

Herkese Selamün aleyküm :) Ben bir tane bir şey ekliyorum sonra uzun bir süre kayboluyorum ama nedense içimden hiçbirşey eklemek gelmiyor. Bu kadar uzun sürede neler yaptım nerelerdeyim diye soracak olursanız? Eski patronumla yeni bir iş görüşmesine gittim. Yok yoook tekrar eski işime geri dönmüyorum. Haftanın iki günü oraya poğaça ve börek yapıp satıyoruz:)) Sevgili eşimin yardımlarıyla... (benim sağ kolum, canım, herşeyim) Elde edilen geliride ihtiyaç sahiplerine veriyoruz. Gece saat 3'te kalkıyorum ve sabaha kadar harıl harıl poğaça börek yapıyorum. Bu konuda daha pratik bilgilere sahip olan arkadaşlarımızın mübarek önerilerini ve kahvaltı için gidecek tariflerini bekliyorum. Bu işi daha hızlı bir hale döüştürmem gerekiyor. Böyle çok yoruluyorum belki ama herşey Rabbimin rızası için... Onun dışında kuran kursuna gidiyorum ve geçenlerde "Kutlu Doğum" münasebetiyle diyanetin kurslar arasında düzenlediği yarışmada elemelerde malesef 2. olduk. Haksızlıklar yok değildi yani yoksa biz kazanırdık canımmm dimi Halenur :))) Aslında ben yine birşeyler eklemezdim de Sevgili Melekciğim "yeter artık sıkıldım maklubeyi görmekten birşeyler ekle" deyip duruyordu birazda onun dürtmesiyle oldu:)) Pazar günü Merhum Turgut Özal'ın Mevlüdüne gittik. Caminin içi, bahçesi ve dışarısı doluydu. Türkiyenin her yerinden insanlar gelmişler. Allah razı olsun herkesden... Bu sayede İstambul'u laleler solmadan da görmüş olduk. Her çiçek gördüğümde oraya buraya saldırıyordum ama biriciğimde hiç sesini çıkarmadı. Oda arkadamdan fotoğraf makinesiyle koştu durdu:)) Hava çok güzeldi. Üstüne yenen dondurmanın ardından beyimiz şuan hasta yatıyor. Biraz fotoğraflarla baş başa bırakayım sizi :) eveeett Öyle büyük bir yaratıcımız var ki, aynı zamanda herşeyden üstün bir sanatkar O! Bu kadar renkleri birbirine yakıştıran, şekil veren daha güzel bir sanatkar zaten olamaz! Bir renkte yaratmamış. Renk renk yaratmış ki bu renk cümbüşlerini bile gördüğünde insanın içi açılıyor, mutlu oluyor. Yerdeki bitkileri yeşil gökyüzünü mavi yaratmış. Tam tersini düşünüyorum da... Yani herşeyi ne kadar da mükemmel düşünmüş bir birine yakıştırmış....Seyretmeye doyamıyor insan. Teşekkür ederiz Allah'ım, Seni çok seviyoruz Allah'ım... ** Güzel bir pazar gününün ardından 20 Nisan Pazartesi günü Efendimizin (SAV) doğum gününü Kuran kursundaki arkadaşlarla ve misafirlerimizle kutlamış olduk. Öyle güzel ve maneviyat dolu bir gündü ki göz yaşları sel oldu aktı. Canım Efendim bazen hayattaki istediklerim olmasada aslında çok şanslıyım ki Rabbim Seni bilmemi varlığından haberdar olmamı nasip etti, Rabbim islamla tanışmamı nasip etti...Çok şanslıyım ben çookkk...Bunu tekrar tekrar hatırladım ogün ve aslında şükrümün ne kadar da az olduğunu gördüm. Bir kere daha gördüm...Selam sana Ya Resulallah! Selam Sana Ey Nebi! Kısa bir mevlüt okundu, ilahiler, Kutlu doğum konuşmaları, yazılar, şiirler derken en son Efendimiz için kesilen kocaman bir pasta, dağıtılan hadis kartelaları...Herşey çok ama çok güzeldi işte... Sonraaaaa eşim geldi veee benimde doğum günümü kutladık. 20 Nisan'da doğduğum için çok şanslıyım. Efendimle (SAV) bir ortak noktam var. O yüzden çok seviyorum doğum günümü :) Bizim için çok özelliği olan Mudanyaya gittik.. Romantik bir akşamda aldığım bir buket gülün ardından çok tatlı şirin bir balık rentorantına balık yemeğe gittik. Ardından edilen muhabbet ve yorgun bir çehreyle eve döndük :)) Benim için çok ama çok güzel gündü. Heleki birtanemin yazdığı not beni dakikalarca güldürdü:))) Canım benim buradan itiraf ediyorummm " Seni çooooooooooooooooooook seviyoruuuuuuuuuuuuuuuuuuuummmm " Sen Rabbimin bu dünyada verebileceği en güzel hediyesin bana...Şükürler olsun Rabbime. En sevdiğimiz balık çipura! Hele birde ızgarası olursa mmmmmmmmmm! Balığın ardından ikram edilen harika güveçte tahinli helva mmmmmmmmmm!! :) veeee aldığım çiçeğim. makinamın pili bittiği için az önce bunu zar zor çekebildim. Biraz solmuşta olsa benim için hala güzeller. Tekrar teşekkür ederim Canım!!! Bu vesileyle Herkesin Kutlu Doğum Haftası kutlu olsun. Efendimize layık bir ümmetin parçası olmak ümidiyle... Allah'a emanet olun :)

24.2.09

BEN GELDİMMM, MAKLUBEMLE BİRLİKTE GELDİMMM :)

Herkese merhaba arkadaşlar! Uzun zamandır siteme hiç birşey ekleyemiyorum malesef. Hayatım çok yoğun ve koşuşturmaca içinde geçiyor.Çok şükür Rabbime. Acaba siteyi kapatsam mı diye düşünmeden edemiyorum... Sevgili eşim bir zamanlar maklube ve perde pilavı ustasıymış :))) (şimdi bunu okusa ne ustası ben öyle demedim der:) ) yoğun sorgularıma rağmen eşimin verdiği tarifle yapamayacağımı anladım ve başladım araştırmaya. Daha önce beni resminin görüntüsüyle cezbeden sevgili diyalogyemeklerinin sitesine girerek yardım aldım. Kendisine teşekkür ediyorum tekrar... Kurbandan kalan etler vardı ve pişirince taze et olduğundan keskin bir kokusu oluyor. Bu kokuyuda baharatlarla bastırınca çok nefis bir maklube çıktı ortaya. Maklubeyi o kadar çok denemek istiyordum ki ilk denememi sevgili ev halkına yaptım ve bir kaşık bile kalmaması ilk denemeye göre çok beğenilmesi beni çok mutlu etti :) İkinci denememi ise Sevgili Dostlarım Reyhan ve Semra ile denedik :)) Diğerini fotoğraflayamadım ama arkadaşlarımla olan denememizi fotoğrafladım. 3. denememi ise eşimin iş arkadaşlarına yaptım. 4. denememide gittiğim Kur'an Kursundaki arkadaşlarıma yaptımm. Nette biraz araştırdım. Nedir bu maklube, nereden gelmiştir diye merak edeniniz vardır. Gerçi bu bloglar sayesinde duymayan kalmamıştır sanırım:) Olsun ben yinede biraz alıntı yapmak istiyorum. MAKLUBE ; kelime itibariyle "ters çevirmek" anlamına gelen lezzetli bir yemektir.MAKLUBE,Ortadoğuya has olmasının yanında binlerce yıllık bir geçmişi olan,lezzetine doyumsuz bir yemektir.Ortadoğu,yemek kültürü bakımından dünyanın sayılı coğrafyalarından biridir,dolayısıyla Maklubenin beğenisi de diğer yemeklere nazaran açık ara öndedir. Sini ortasına pişirilen MAKLUBE ters çevirilerek yerleştirilir. Etrafına salata ve yoğurt ile süsleme yapılır. Bu süsleme agız tadına göre değişiklik gösterebilir. (www.maklube.com sitesinden alıntıdır.) eveeeeet tarif için malzemeler (7-8 kişilik) 750 gr dana veya kuzu kuşbaşı et (biraz kendi yağından da doğradım) 3 su bardağı baldo prinç 3-4 adet orta boy patates 2 adet kuru soğan , birkaç diş sarımsak 2 çorba kaşığı tereyağ (etiniz yağsız ise kullanın) tuz, tane karabiber, defne yaprağı patatesleri kızartmak için sıvıyağ sıcak su Süslemek için -Yoğurt -İsteğinize görede bir salata yapın Yapılışı: etimizi ve üzerine 1-2 defne yaprağı, 1 tatlı kaşığı tane karabiber, tat vermesi için 1 orta boy soğan ve birkaç diş sarımsağımızı (dilerseniz yarım havuçda koyabilirsiniz) soyup düdüklü tenceremize alalım. Etler suyunu salıp çekinceye kadar hafif kısık ateşte pişirelim. Etlerimiz piştikten sonra üzerine 1lt sıcak su ekleyip tekrar kaynatalım. (Bu et suyunu daha sonra pilav için kullanacağız)Bu arada pirincimizi yıkadıktan sonra sıcak suda kabartalım. Patateslerimizi soyup yuvarlak ve çok ince olmayacak şekilde keselim ve hafif tuzlayıp, kızgın yağda kızartalım. Soğanlarımızı soyup biraz kalın halkalar halinde doğrayalım. Maklubeyi pişirmek için çok geniş olmayan tenceremizi tercih edelim. Tenceremizin dibine birkaç kaşık kızartma yağından koyalım ve üstüne dilimlenmiş soğan halkalarımızı yerleştirelim. Hiç boş yer kalmasın. Eğer kalırsa tekrar bir soğan daha kesebilirsiniz. Etin yarısını soğanların üstüne yayalım. Onun üstünü kızartılmış patateslerimizin bir kısmıyla kaplayalım. Üzerine prinçlerimizin bir kısmını alalım. Sonra tekrar et, patates ve pirinçlerimizin kalanlarını koyalım. Ara katlara tuz serpelim. Eğer etiniz tamamen yağsız ise tereyağımızı koyalım ve et suyumuzu kenarından üzerine dökelim. Suyunun 2 parmak geçmesini sağlayın eğer et suyunun miktarı yetersiz kalırsa üzerine biraz daha sıcak su dökelim. Tenceremizin kapağını kapatıp kısık ateşte pişirelim. Tamamen suyunu çekmesi gerekiyor. Eğer pirinçlerin pişmediğini düşünürseniz biraz daha sıcak su ekleyebilirsiniz. Suyunu çekip, çekmediği zor anlaşıldığı için, pilavın tam ortasını kaşığın sapıyla açtırdım ordaki su çekilince pişti demektir. Bu arada pilavın ortasını oyuk bırakmayın, piştikten sonra kapatın:)))) Pilavımız biraz demlendikten sonra tenceremizi, sinimizin tam ortasına ters çeviriyoruz. Sonra yavaşça tenceremizi kaldırıyoruz. Eserimizi biraz seyrettikten sonra kişi sayısına göre kenarlarını yoğurt ve hazırladığınız salata ile süslüyorsunuz. Afiyet olsuuuuuuuuuuun :) Hepinize mutlu günler arkadaşlar. Sayfalarınıza uğruyorum fakat çok cvp yazabilme şansım olmuyor. İnş. yazmaya fırsat bulabilirim. Sizleri Efendimiz (SAV) 'in Hadis-i Şerifiyle uğurlamak istiyorum sayfamdan. Hoş çoğumuzun bildiği hatta bilmesede yaptığı bir şey olsa gerek... "İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır" Ahir zamanda Efendimiz'in (SAV) hadislerine sıkı sıkı sarılmamız lazım ki inş. bu bizim kurtuluşumuza vesile olsun. Bilerek yaptığınız herbir hadis-i Şerif'e 100 şehit sevabı gibi bir ödül alacağınızı unutmayınız :) Sınavınızda başarılar dostlar :)

15.2.09

Mimlendim :)

Herkese merhaba arkadaşlar :) Filistin olayından sonra içimden bloğuma hiç bir şey yazmak gelmedi... Allah yar ve yardımcıları olsun inş. Bir gün bu zulüm bitecek Allah'ın izniyle... Hayatım son aylarda daha da koşuşturmaca halinde gidiyor. Açıkçası pek boş vaktim olmuyor. MSN adresime bile doğru dürüst giremiyorum. Boş vaktimizde de evimizde çok sevdiğimiz arkadaşlarımızı yemeğe almaya çalışıyoruz. Yada akrabalarımızı ağırlıyoruz. Bu en büyük keyfim oluyor. Haftada en az bir günde böyle geçiyor... Hal böyle olunca bazı arkadaşlarımın sayfalarına arada uğrayabildim ama en kısa zamanda yine uğramaya çalışacağım :) Çok önceden Sevgili Dilek'ciğimin beni mimlediğini görmüştüm. Çok teşekkür ediyorum arkadaşım. Eski bloğumda Şerifeciğim (uğur böceğim) beni mimlemişti bu bloğumda da ilk Sen mimledin sağol arkadaşım :) Dilekciğimi de bayağıdır ziyaret edememiştim. 1 hafta oldu sanırım. O yüzden anneciğinin rahatsızlandığını bilmiyordum arkadaşım. Çok büyük geçmiş olsun Allah yar ve yardımcınız olsun canım kardeşim... Rabbim annene Şafi ismiyle şifa versin. Anneciğini başınızdan eksik etmesin. Dualarımız sizlerle... Sorularımızın cevaplarına bir bakalım... YAPTIĞIM 4 İŞ: -Kur'an Kursuna gidiyorum. (Hayatımda en yaptığım doğru iş) -Sevdiğim insanlarla ve Rabbimin karşıma çıkardığı yeni arkadaşlarla aynı dili konuşmak ve birşeyler paylaşmak herşeyden öte bir mutluluk benim için şu aralar... -Kitap okumaya çalışıyorum (Ah bıkmadan yılmadan bir okusam okusam okusam) -Bol bol dua ediyorum. ve merak ettiğim şeylerle ilgili araştırmalar yapıyorum... En son zaman kavramıyla ilgili katıldığum seminer beni çok etkiledi ve her anımı değerlendirmeye çalışıyorum. Çok şükür Rabbime...İnş. Rabbimin katında da öyledir inş... DEFALARCA İZLEYEBİLECEĞİM 4 FİLM -Kesinlikle Ratatouille!!! :))) -Kung Fu Panda!!! :)))) -Shrek!!! :))) (sanırım ben çizgi filmleri gerçekten çok seviyorum:) -Ben Efsaneyim (Harika bir filmdi), Deja-Vu, Kemik Toplayıcısı Denzel Washington ve Will Smith ikisininde filmlerine bayılıyorum kısacası.. YAŞADIĞIM 4 YER Valla benim yaşadığım tek yer Bursa :) Bursa dışında bir yerde yaşamak istemezdim. Ama kim bilir belki bizde bir gün yurt dışına gideriz belli mi olur :) İZLEDİĞİM 4 TV PROGRAMI -Vakit buldukça Oktay Ustayı izliyorum :) -Tek Türkiye yine vakit buldukça -Dudaktan Kalbe dizisini çok seviyordum onu evde oldukça kaçırmıyordum ama artık salı akşamları evde değilim. Bu yüzden bundan da kurtuldum :))) (zaten bu diziye annemlerden alıştım. hep bu dizinin olduğu gün köye gidiyorduk öyle denk geliyordu:) -Yine vakit buldukça Yaprak Dökümü Çok fazla Tv izlememekle beraber genelde misafirliklere gidince tv açıldığı için mecburen izliyoruz ve sürekli soru soruyorum tabi yanımdakide (geçmiş bölümlerini kaçırmış olduğumdan:) bu yüzden özellikle annem ve eşim sinir oluyor :))) TATİL İÇİN GİTTİĞİM 4 YER - Hayatımın en güzel tatili eşimle yaptığım balayı tatilimiz. Sanki bütün yılların yorgunluğunu üzerimden atmıştım. Canım hayat arkadaşım iyki varsın Seni Çoooooook Seviyorum. Allah seni başımdan eksik etmesin. Bolu-Abant (mutlaka herkes gitmeli) -Bosna-Hersek, imkanı olan mutlaka gitmeli. Rabbimizin eşsiz yarattığı bir güzellik orası yaraları henüz taze bir memleket :( İmkanım olursa eşimle inş. tekrar gideceğiz. -Fethiye-Ölüdeniz -Bodrum HEMEN ŞİMDİ OLMAK İSTEYECEĞİM 4 YER -Kutsal topraklar (Efendimizi SAV ziyaret etmeyi canım Kabemizi görmeyi öyle istiyorum ki. Allah'ım ne olur bu sene nasip et Ümreyi ne olursun) -Her ne kadar ailemle yakın olsamda annemin ve kardeşlerimin yanında olmak isterim -Bende dilekciğim gibi yazıyorum... Bana ihtiyacı olan birinin yanında olmak isterim. Canımdan çok sevdiğim değer verdiğim arkadaşlarımın en kötü günlerinde özellikle yanında olmak istiyorum. Allah bunu bana ölene kadar nasip etsin inş. -En yakın arkadaşım olan Nalan'cığımın yanında olmayı.. Kendisi aynı zamanda hayırhah'ım olur :) Seni çok seviyorum canım kardeşim. Kardeştende ötesin... BİR YAĞMUR DAMLASI OLSAM DÜŞMEK İSTEYECEĞİM 4 YER -Kesinlikle susuzluktan kavrulan dünyanın en fakir ülkelerine -Bir ezan vakti orucunu açmak için koşuşturan susuzluktan kavrulmuş birinin dudaklarına -Yağmur için dua eden ellere -Küçükken yağmur tanelerini ellimizle yakalamaya çalışırdık. Arkadaşlarımla bu bizi çok güldürürdü. Bende yağmur tanelerini yakalamaya çalışan o tatlı minik ellere düşmek isterdim... Bende sevgili Melekciğimi mimlemek istiyorum :) Canım arkadaşım kolay gelsin. Diğer arkadaşlar mimlenmiştir ve cevaplamışlardır diye başka kimseyi mimlemiyorum. Dilek zaten Meleği mimlemiş ama cevaplar henüz yazılmamış :)

1.1.09

YÜREKLERİMİZ YANIYOR!!! BİRŞEYLER YAPALIM NOLUR!!!

Arkadaşlar herkese Hayırlı Cumalar diliyorum. Rabbimin Rahmeti hepinizi kuşatsın inş. Günlerdir Tv.'de Filistinli kardeşlerimizin göz yaşlarına, kanayan yaralarına tanıklık ediyor tüm dünya... Her yerde yürüyüşler, sloganlar, ulaştırmaya çalışılan yardımlar... İçimden hiç birşey yapmak gelmiyor. Yemek tarifi ekleyemiyorum... Bu görüntülere dayanamıyorum.
Okul, hastane, sivil halk bu alçak israil hiç birşey tanımıyor.Çocuk hastanesini hedef aldıklarına inanamıyorum. Ne kadar acımasızlar, vicdansızlar! Allah'ım ailelere sabırlar ver. Savaş bu hiçbirşeye benzer mi? Aç, susuz, acılar içinde kıvranıyorlar... Peki biz ne yapıyoruz? Maddi yada manevi yardımlar yapabiliyor muyuz? Gücü yeten Allah aşkına bağışlarda bulunsun. Gücü yeten yada yetmeyenler ellerini semaya kaldırsın. Dua dua yakaralım Rabbimize...Yarın öbür gün bizim başımızada gelebilir. Onların yerinde bizde olabiliriz. Haydi el ele verelim.
Müminler örülmüş duvar gibidir. Bir tuğlayı alsanız bütün duvar bundan etkilenmez mi? Zarar görmez mi? Yemeğimizi rahat yiyorsak, rahat rahat uyuyor, gülüyor eğleniyorsak nerede kaldı bizim müminliğimiz? Yıllardan beri sürekli ezilen müslüman toplumları değil mi? Çocukluğumda Tv'lerden izlediğim Kosova ve Bosna savaş görüntülerini hala unutamam. Yıllardır Iraklılara yapılanları kim unutabilir? Her türlü pisliği, her türlü iğrençliği yapan o lanet ülkeleri Rabbime havale ediyorum. Rabbim sen Kahhar isminle onları kahret. Onların ordusunu helak et mevlam. Canımın canı, gönlümün nuru biricik Rabbimiz, şu mübarek gün ve dakikalarda Efendimiz (SAV) hürmetine dilenirim senden Filistin halkını koru. Rahman isminle onlara tecelli et Yarab. Sevdiğin kullar hürmetine dualarımızı kabul eyle Yarab!
Arkadaşlarım 07.01.2009 Çarşamba günü Muharrem aynının 10. günü. Yani Aşure günü. Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
(2)Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi. devtıklayınız.
Çarşamba günü nasipse komşularımızla toplanıp, dua yapacağız. Duamıza iştirak etmenizi istiyorum. Fetih suresini okuyalım birlikte, Allahümme Ya Kahhar ismini zikredelim Rabbimizin, bol salavat çekelim inş. Kur'an bilmeyen Fetih suresinin mealini okuyabilir. O gün çok mübarek ve özel hep birlikte teheccüde kalkalım. Sizleri Secde-i Rahmana davet ediyorum. İcabet edenler, duamıza katılanlar lütfen yorum bıraksın. Birbirimize iletelim arkadaşlar nolur. Bir kişinin duası farklı, aynı saatte tek yürek olmak farklı. Lütfen davetime icabet edin Allah aşkına.
07.01.2009 tarihinde sizleri sabah 3'te Rabbimin huzurundan birlikte duaya davet ediyorum. Allah razı olsun. İcabet edenden, etmeyenden... Selametle

25.12.08

BİR TAZİYE...

"İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" O'ndan geldik yine O'na döneceğiz...
Merhaba Sevgili dostlar. Geçen gün Melekciğim aradı ve kısa bir telefon görüşmemizden sonra babasının trafik kazasında vefat ettiğini söyledi. Ne diyeceğimi şaşırdım. Yalan dünya bitti işte abimiz için. Allah'ım gani gani rahmet eylesin.
Melekciğim baban nur içinde yatsın inş. Rabbim varsa günahlarını af ve mağfiret eylesin kardeşim. Hepimizin sonu orası sen zaten her şeyi biliyorsun. Fazla söze ne hacet.... Geride kalanlara sağlık versin sabır versin Mevlam...

17.12.08

ZEYTİN YAPRAĞINDAN ZİYARET :)

Herkese selam arkadaşlar!!! Yine arayı açıverdim :) Valla işteyken daha mı az yoğundum ne :) Neyse geçen hafta hemen bayram bitişi çok özel konuklarımızı misafir ettik. Sevgili Melekciğim ve eşi bizleri ziyaretleriyle çok mutlu ettiler ve 2 gün bizde kaldılar. Gönül isterdiki daha çok kalsalardı ama inş. ileride nasip olur belkide dimi Melekcim? en kısa zamanda tekrar görüşmeyi diliyorum.
Bayram öncesinden planladık sevgili Dilekciğim ve Melekciğim çekirdek aileleriyle birlikte bize geleceklerdi. Eşlerimizi tanıştırıp güzel sohbetler edecektik ama malesef son anda yaşanılan aksilikler yüzünden Dilek ve eşi gelemediler. Çok üzüldük ama nasip değilmiş dedik başka sefere inş. :)
Yemeklerimizi yedik cuma akşamı... Sonra hediyelerimizi aldık. Melekciğim bizi çok mahçup etti. Bir sürü hediye getirmiş. (Çok utandım) Halbuki ben sadece pişmaniye istemiştim :) Sonra sabahlara kadar hoş sohbet ettik, cumartesi günü kahvaltının ardından cami ve türbe ziyaretlerinde bulunduk elhamdülillah. Pazar günü kahvaltının ardından misafirlerimizi uğurladık. Rabbim tekrarını nasip eyleye inş. Çok tatlı bir oğlu var Allah nazarlardan saklasın inş. Bizi çok güldürdü :)))
Meleklerin gitmesiyle evimiz boş kaldı sanki. Çekilen kamera görüntülerini izleyince hemen özlediğimi farkettim Melek sizleri çok sevdik. Rabbim cennet komşusu eylesin inş.
İşte aldığım hediyelerim ve Menümüz...

Hoca Efendinin kitaplarını çok severek okuyorum. Rabbim ondan ebeden ve daimen razı olsun inş. Önümüze bilgileriyle ışık tutuyor. Bu kitabı bende yoktu. Evimde bir sürü kitap var (sırf eşimin yüzlerce kitabı var bodrumda duruyor malesef) ama malesef kütüphanem yok. Kendime has mini kütüphanem var gerçi ve kesinlikle elimin altında ilmihalim var. Her evde olmalı bence...

Bu tarz aksesuarları çok beğenirdim. En büyük olanını Gölcük'e gittiğimizde Melek benden habersiz almış. Tevafuk odur ki bende ona o sırada hediye beğeniyordum :))) Kalan ikisinide takımı bozmayayım diye getirmiş canım benim. Masrafa girmiş iyice :(

Pişmaniye en sevdiğim tatlılardan biri. Tatlı demek doğru mu gerçi bilmiyorum ama süper bir şey! Yemeye doyamıyorum :) 1 kutuyu tek başıma bitirdim :)) 1 kutu kayınvalideme 1 kutuyuda birlikte yedik afiyetle :)

Bu kaseyide Meleğin eşi almış bana. Çok teşekkür ederim. Böyle servis kaseleri çok ilgimi çeker. Artık salatalarımı bunda yapıyorum :) Aldığım hediyeler sevdiğim arkadaşlardan gelince gözümün önüne koyuyorum ki onları sürekli anıyorum :) Birde bize birkaç cd getirmişler. Bizim için klip hazırlamış eşi ama malesef bulamadım cdlerde. Cevşen Hatmini dinleyince göz yaşlarımı tutamadım. Çok duygulandırdı beni. Bugün adeta ağlama krizine girdim :))) Allah razı olsun herşey için Melekciğim. Buradan eşine ve sana bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Ettiğiniz dualar içinse ayrıca teşekkür ederiz. Gelelim masamıza...

Masayı Efendimiz'i (SAV) anımsattığı için gül yapraklarına bezedim ve 2 tane kurumuş gül koydum. Canım Efendim (SAV) Sen Peygamber'sin ne haddime Sen'i evimde ağırlamak. Layık mıyım ki Sana... En güzel Salat-ü Selamlar Sen'in üzerine olsun inşaAllah! Böyle ne zaman düşünsem Dursun Ali Erzincanlı'nın Gelseydin adlı şiiri gelir aklıma. Harika bir yorum lütfen dinlemediyseniz şöyle bir gözlerinizi kapatıp, huşu içinde bir kulak kabartın...

Baştan 6 kişilik hazırlanan masa yerini 4 kişiye bıraktı...

Menüdekiler:

- Sebzeli mercimek çorbası (İçinde kereviz ve maydanoz sapları, brokoli, havuç, soğan, sarımsak tabi mercimek ve pirinçte vardı.)

- Fırında nohutlu kuzu kebabı

- İnce doğranmış patates kızartması

- Şehriyeli pilav

- Yeşil mevsim salata

-Yoğurtlu kırmızı biber salatası (tabi kesinlikle yazdan közlenmiş biberleri kullandım. Hormonlu gıdalara hayır!!!)

-Kayınvalidemin yapmış olduğu burma baklava ve etimekli tatlı

Vaktim olsaydı keşkede çok şeyler yapsaydım. Dileklerde gelmeyince iki gün yedik yemekleri:) Aslında bir çorbanın ardından gönül isterdiki maklube ikram edeyim ama cesaret edemedim bana çok zor bir yemek olarak geliyor :))) Elimde hazır kurban etleri varken en kısa zamanda tüm aile bireylerini kobay olarak kullanacağıma şüpheniz olmasın :))))

Evimize gelen misafirlerden mümkün olduğunca dua almaya çalışırım yada bir yere misafirliğe gidiyorsam o hane halkı için mutlaka dua etmeye çalışırım. Nitekim hadislerde de mevzu bahis olmuştur ki: "Misafirin duası kabul olur" buyrulmuştur. Duanın kabul şartlarından bazıları ne olabilir diye sorarsak: " duaların kabul şartlarına geçelim. Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahsız bir ağızla olacaktır. Mümkünse abdestli ve helal lokma alınmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek mevkilerde özellikle mescit ve camilerde, mübarek zamanlarda özellikle ramazan ayı ve kadir gecesi, berat gecesi gibi mübarek gecelerde, namazlardan sonra özellikle sabah namazından sonra dua edilmesi kabule karin olması hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaşıldığı taktirde de duanın tesiri azalacaktır. "

Peki başka kimlerin duaları kabul olur? Okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum.

Hadislerde şu kimselerin yaptığı duaların red olunmayacağı haber veriliyor: Evine dönünceye kadar hacının ve gazinin duası. İyileşinceye kadar hastanın duası. Mü’min bir kimsenin, diğer mü’min kardeşi için gıyaben yaptığı dua. İftar edinceye kadar oruçlunun duası. Adaletli devlet başkanının duası. Babanın evladına duası. Esma-i Hüsna, salih ameller, peygamberler ve diğer büyük zatlar ile tevessül edilerek yapılan dualar. Misafirin ev sahibine duası. Mazlumun duası. Bu kabul olma dünya için olabildiği gibi ahiret hesabınada olabilir.Dua bir ubudiyettir. Bizim dualarda ki ana prensibimiz ibadet kastı ve gayesi hakim olmalıdır. Yoksa duayı sırf kabul edilmesi gereken ve ihtiyaç dilekçesi olarak görmek yanlıştır. Bazen bir şey için dua edilir. Fakat istediğimiz bu şey, zahiren kabul edilmez. Buna rağmen bizim duayı bırakmamamız lazımdır. Şayet istediğimiz şey elde edilse ve Cenab-ı Hak duamızı kabul etse nurun ala nur. Ama zahiren kabul edilmese bile biz “ duam kabul olmadı” demeyeceğiz. Aksine “ Allah bu duamı ahiretim için veya dünyada daha iyi bir şekilde kabul etti” denilir. Hakikaten bu dua boşa gitmedi, ibadet olması dolayısıyla ahirette mükafatını göreceğim diye duasını bırakmak değil, aksine daha fazla dua etmeye gayret ve şevk taşımalıyız. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde “bana dua edin size cevap vereyim” ( mü’min,60) buyurmaktadır. Bazıları bu ayet-i kerimeyi öne sürerek şöyle demektedirler: madem Allah “bana dua edin bende kabul edeyim” demiştir. Neden çokça dua ettiğimiz halde bazıları kabul edilmiyor. Devamı için tıklayınız.

En kısa zamanda gezi notlarımızı ve tarifleri yayınlamaya çalışacağım Pazar gününe kadar ortalıklarda yokum. Anneme gidiyorum. Öpüyorum hepinizi arkadaşlarım. Allah'a emanet olun inş.

6.12.08

Arefenin yeri başkadır...

Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:
Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına keffaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)
Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:
“Orucunu boz” dedi. Hz. Aişe:“Resulullahın (s.a.v.), ‘Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına keffaret olur’ dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim?” dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)
“Keffaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir. Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!
Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:“Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)
Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:
“Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden azat olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah’tan bir şey isterse, Allah onun dileğini karşılar.”
Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
“Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teala o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur:
Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu hâlleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.'
’Melekler derler ki:
Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.
’Allahü Teâla şöyle buyurur:
‘Onları da bağışladım.’
Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azat edilen olmaz.”
Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı’nın birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramı’ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramı’nın gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.Ayrıca Zilhicce'nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir.
Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar.
Cemil Tokpınar
HEPİNİZE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLERİM ARKADAŞLAR. RABBİM TÜM İBADETERİMİZİ KABUL ETTİĞİ İBADETLERDEN, TÜM DUALARIMIZIDA HAYIRLISIYLA KABUL ETTİĞİ DUALARDAN EYLESİN. CÜMLEMİZİN KESTİĞİ KURBANI AHİRETDE BİRER BURAK OLSUN İNŞ. HAKİKİ BAYRAMLARA ERİŞMEK DİLEĞİYLE, BAYRAMINIZ BAYRAM OLA...
RABBİM YENİSİNE DE ERDİRSİN İNŞ. TATLI BOL MUHABBETLİ BAYRAMLAR...
SELAMETLE

5.12.08

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA VE EVİMİZİN BÜLBÜLÜ :))

En sevdiğim zeytinyağlı yemek, zeytinyağlı taze barbunyadır. Her gün yapıp önüme koysalar herhalde gıkım çıkmaz:) Canım annem çok güzel yapıyor. (Geçen gün çok sevdiğim için yapıldı) Her defasında annem gibi olmuyor diyordum ama bu defa yakınladım sanırım. :) (Bu arada yazdan buzluğa koyduğum barbunyaları pişirdim.)

Malzemeler:

* Yarım kg. barbunya

* 1 adet orta boy havuç (soyulmuş ve küp küp doğranmış)

* 1 adet orta boy soğan

* 1 diş sarımsak

* 1-2 adet biber (bahçeden çıkan son biberleri doğradım)

* 1 çb. kaşığı biber salçası

* 1 çb. kaşığı domates salçası

* yarım çay bardağı zeytinyağ

* yeteri kadar tuz ve sıcak su

Yapılışı:

1) Soğanımızı ve sarımsağımızı yemeklik ince ince doğrayalım ve tenceremize alıp (ben toprak tencere kullandım), zeytinyağı ile biraz kavuralım.

2) Soyulmuş ve küp küp doğranmış havucumuzu ve ince kıyılmış biberlerimizi ilave edip karıştırmaya devam edelim.

3) Salçalarımızı ekleyip biraz daha karıştıralım ve hemen arkasından barbunyalarımızı ilave edelim.

4) Barbunyalarımız biraz sararınca sıcak suyumuzu ilave edelim. (Üzerini biraz geçecek kadar) Pişmeye yakın tuzumuzu ekleyelim. Suyunuz yetersiz kalırsa sıcak su ilavesiyle yemeğinizi biraz daha kaynatabilirsiniz.

Afiyet olsun :)
Evet buda bizim tatlı mı tatlı evimizin tatlı neşesi Haylaz'ımız :) Kuzenimin tabiriyle limon. Benim tabirimle bülbül:))) Eşim geçen sene doğum günümde saahın 7 sinde kuşu getirmişti.
- Ay ne tatlı bir kuş bu :)
-Senin için aldım canım, doğum günün kutlu olsun.
-Ay bunun saçlarıda var ya:))) ney bu
-Kanarya.
-Yaramaz çocuklara benziyor. Haylaz çocukları andırıyor.
-Evet :))) (gülüşmeler)
Bunun adı haylaz olsun :)) (gülüşmeler)
Sonrada pazar günü sabahın 7 si olduğu için uyuyakalmıştık. Eşim Çinde iken kardeşimle kuzenim bana gelmişlerdi. Kuşumuz evin maskotu gibi birşey. Saçlarından dolayı:)) Haylaz sinirlenince ve üşüyünce kendini şişiriyor ve kocaman yuvarlak bir limona benziyor:) Kuzenimde limon olsun adı dedi ama herşeye rağmen ben onu bülbülüm diye seviyorum. Günün belirli saatlerinde ötüyor. En çok öttüğü zaman sabah gün ışımaya başladığında oluyor. Çok güzel öttüğü içinde bülbülüm diye seviyorum :)
Eşim kuşun ötüşüne farklı bir boyut getirdi tabi sonradan:) Onun beni sevdiğini söylemesi dünyada en çok mutlu olduğum anlardan birisidir. İnsan ne kadar hareketleriyle belli etsede benim ruhum tatmin olmak bilmiyor ısrarla duymak istiyorum napayım:)))
Eşime bir gün yine böyle ısrar edince, kuşun her ötüşünde seni sevdiğimi anla dedi :))) Bu arada bülbülüm pek yerinde durmadığı için ancak bu fotoğrafı çekebildim.
Hepinize şimdiden güzel hafta sonları dilerim arkadaşlarım. Bu mübarek günleri ihya edenlerden olmak ümidiyle...
Selametle...